Ferzan Özpetek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ferzan Özpetek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2012 Salı

Serra Yılmaz sevilmez mi hiç!




Sevdiğim şeyleri anlatacaksam eğer sevdiğim kişileri buradan eksik etmemem gerektiğini düşünüyorum. Ve evet sevdiğim kişilerin başında gelen kişilerden biri Serra Yılmaz. Hepiniz gibi bende Serra Yılmaz ile Ferzan Özpetek filmlerinde tanıştım ya da öyle sanıyordum desem daha doğru olacak. Çünkü Serra Yılmaz çok daha fazlası o Şekerpare, Anayurt Oteli, Tersine Dünya gibi filmlerin usta oyuncusu. Oyunculuğu hakkında övgüler yağdırmak isterim fakat buna pek ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. Filmografisine ve dünya çapında ürettiği başarılı işleri inceleyerek bunun farkına varabilirsiniz. Eğer hala tanışmadıysanız buradan http://www.imdb.com/name/nm0948012/ bütün filmlerini sırayla izlemenizi tavsiye ederim. İzledikçe sevecek, sevdikçe daha fazlasını isteyeceksiniz ve bir gün sizde benim gibi bir sonraki filmini izlemek için sabırsızlıkla bekleyeceksiniz ya da keşke Ferzan Özpetek ile yeni bir film daha yapsalar diye umut edeceksiniz. 



  İnsanların asıl bilmesini istediğim şey benim tanıdığım Serra Yılmaz'ın ne kadar şahane bir insan olduğu. Geçenlerde Facebook duvarıma düşen bir kötüleme yazısı gördüm ve şoka girdim. Sonra  bu insanlar dinlemeyi ne zaman öğrenecekler yine ne oldu acaba diye kendi kendime düşündüm. Serra Yılmaz'ın savunmasını yapmak bana düşmez ama benim gözümle görmenizi sağlarsam ne mutlu bana. Bir kaç yıl önce Yüksek lisans yaparken satış danışmanlığı yaptığım bir mağazada tanıştım kendisiyle o kadar güler yüzlü o kadar sıcak kanlıydı ki bütün ekip olarak herkes bayılmıştı kendisine. Sonra tezimi Anayurt Oteli üzerine hazırlayacağım kesinleştiğinde Serra hanım ile bir kez daha karşılaştım ve tezim için benimle röportaj yapıp yapamayacağımı sordum, bir saniye bile düşünmedi . O kadar sıcak kanlı ve samimi bir insan ki, bana yurt dışına çıkıyorum dönüşte haberleşelim dedi. Havalimanından iner inmez beni aradı ve röportaj yapmak için aynı güne saat verdi. Şimdi anlatınca bu size ne var canım bunda gibi gelebilir. Fakat bunun ne kadar önemli bir şey olduğunu tez dönemi üniversite hocaları dahi sizi aylarca süründürüp çok yoğunum diyip başından savdığında anlayabilirsiniz ancak.  Ki bunu yapan kişinin ne kadar yoğun çalıştığını tahmin bile edemezsiniz. Dinleme süresinden kısıp, benim ödevim için zaman ayırmıştı bu bence büyük bir olaydı. Bu anlattığın Serra yılmazın sıcak kanlı, mütevazi tavrının sadece küçük bir örneği.  Serra Yılmaz'ı sevmek zorunda değilsiniz ama onun kocaman bir kalbi olduğunu görmezden gelmek nankörlük olacaktır.( Ey Serra Yılmaz'ı kötüleyenler kalbinizin üstüne örttüğünüz örtüyü kaldırdığınız gün siz de onun  alçak gönüllüğüne biraz yaklaşabilirsiniz belki.)  Ve kısacası böyle bir insanla tanışmış olduğum için buradan hayata teşekkür etmeyi bir borç biliyorum diyerek bitireceğim yoksa sayfalarca yazabilirim. Serra Yılmaz sevilmez mi hiç?

(Fotoğrafları internetten buldum sanırım bir tanesi Mehmet Turgut ama diğerlerini bilmiyorum bilen varsa yazsın belirtmeden geçmeyelim.)




(Tez dönemimde beni evinde ağırlayan usta sanatçı Macit Koper'i de unutmamak gerekir tabi ki)

31 Ekim 2012 Çarşamba

FERZAN ÖZPETEK VE ŞARKILAR




En sevdiğim Türk yönetmen Ferzan Özpetek, aynı zamanda en sevdiğim kültüre sahip ülkenin de yönetmeni.  İtalyan-Türk karışımı olmaktan gelen kültürel birleşimin belki de bugüne kadar ortaya çıkan en şahane örneği "Ferzan Özpetek Filmleri" dir. Aslına bakarsanız Filmlerin her birini göz önüne alıp tek tek övgüye boğar ve altına imza atarım; fakat benim burada dikkat çekmek istediğim şey bu filmlerin şahane müzikleri. Henüz görmedim ki bir Ferzan Özpetek film müziği sıradan olsun. Eski İtalyanca şarkılardan, ruhun en iyi aynası Sezen Aksu'ya kadar filmleri devleştiren şarkılardan bahsedeceğim size.  Yıllar önce, ergenlik yıllarımda, yabancı şarkılara ilgi duyduğum zamanlarda: Bir film izledim düşüncelerim değişti diyenler vardır ya işte ben onlardanım. Türkçe şarkıları ender dinleyen ben o dönemlerde kolay kolay  karşıma çıkmayacak bir şarkı ile tanıştım: "Bu Akşam Bütün Meyhanelerini Dolaştım İstanbul'un". O zamanlar farkında değildim belki ama şu anda en çok sevdiğim sanat müziği parçalarından birini Hamam filmi sayesinde keşfetmiş oldum böylece. Tabi bu keşifler sadece Türk müziği ile sınırlı kalmadı. Gracias a la Vida , Historia De Un Amor, Ma Che Freddo Fa, Una Notte A Napoli ve aklıma gelmeyen pek çok klasikleşmiş şarkıyı yine en sevdiğim yönetmen sayesinde tanımış oldum. Bütün bu şarkıların en önemli özelliği bence dünyanın neresinde olursanız olun tek bir kelimesini anlamasanız dahi hissediyor olmanız. Bu şarkılar söylemekle yetinmez, size hissettirir. Bir Ferzan Özpetek filmini izlemek aslında size farkında olmadığınız güzellikte şarkıların ve müziklerin bulunduğu gizli kalmış bir mabedin kapısının sunulması gibidir. Kapıyı açmakta, açmamakta size kalmış. Ama sözlerimi yanlış anlayıp  nostalji her zaman satarın arkasına saklanmış kolaycıların filmlerinden sanmayın.  Due Destini, Gocce Di Memoria, Kutlama, Birdenbire,  50 Milla gibi şarkılar bu filmler için yapılmış muhteşem çalışmalardır. Ve her biri gözden kaçmayacak kadar değerlidir. Kısacası Ferzan Özpetek filmleri sadece izlemek yetmez. Filmleri dinleyin, eminim sizde benim gibi hissedeceksiniz...