louis vuitton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
louis vuitton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2014 Salı

The Espace Culturel: IN SITU-1

           

               




Kısa zaman önce Paris'e spontane gelişen bir ziyaret gerçekleştirdim. Paris ve Fransa denilince aklıma gelen ilk şey her zaman Louis vuitton olmasından mütevellit soluğu The Espace Culturel'in kapısında almam kaçınılmazdı. Felsefesi, vizyonu, bakış tarzı ve sanata, kültüre olan katkısıyla hayranlık duyduğum bir markanın sanat merkezini görmeden geri dönmem asla kabul edilemezdi.  Şanslıydım ki eşsiz ve ilgi çekici bir sergi ile karşılaştım. Los Angeles 'li sanatçı Andrea Bowers IN-SITU EP.1 eş zamanlı sergisinin Paris ayağında çalışmalarını gerçekleştirmişti ve çalışmaları devam etmekteydi. Louis Vuitton bu sefer ki sergide sergi alanını sanatçının tamamiyle özgürlüğüne bırakmış ve ortaya hem özgürlük hem de feminizm vurgusunun yapıldığı sağlam bir performans çıkmış. Eğer yolunuz Paris'e düşerse mutlaka bu sergi alanını ziyaret edin. Champs Elysees'nin göbeğinde hemen Louise Vuitton'un ara sokağında. Kapıdaki kuyruğun olduğu yön değil diğer köşede...


http://www.louisvuitton-espaceculturel.com/index_GB.html

http://www.youtube.com/watch?v=-aLb2Oex0Fg&index=1&list=PLkp831_OgYqEAtsLmYgdL0qpky_Y3PXcO

3 Mayıs 2013 Cuma

A JOURNEY: LOUIS VUITTON




           Sevdiğim şeyler arasına Louis Vuitton'un ekleneceğini bir iki hafta önce söyleseydiniz hadi oradan derdim. Bunun öncelikli nedeni asla bütçe ayıramayacağım kadar pahalı olması gelecekti, ardından da kullanmadığım bir marka nasıl sevdiğim şeylerden biri olabilir ki sorusu ortaya çıkacaktı. Şu anda durumun tamamıyla değiştiğini ve bu özel markanın sevdiğim şeyler kısmını geçerek bayıldığım şeyler konumuna eriştiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Ha, hala bir LV ürününe sahip değilim, hala gelecek bir beş yıl boyunca sahip olabilir miyim bilmiyorum ama bugün gördüklerim ve duyduklarımla hayranlıkla takip edeceğim su götürmez bir gerçek artık -İşte bunu kesinlikle söyleyebiliyorum-. Peki, ne oldu da birden düşüncelerim değişti. Kısaca açıklamaya çalışacağım. Bugün İMA adında bir eğitim merkezinde Aytül Fıratoğlu'nun söyleşisine katıldım. Kendisi LV'nin Türkiye marka iletişim müdürü. LV'nin geçmişten bugüne yaptıklarıyla ilgili o kadar keyifli ve detaylı bir anlatım gerçekleştirdi ki LV'ye hayran kaldım diyebilirim. Öncelikle müşterileri arasında çok paralı az paralı ayrımı yapmıyor oluşları. Sonrasında müşterilerine kendi çizgilerinde her türlü hizmeti sağlıyor oluşları- seyahat temalı olmak şartıyla- bu işin ticari kısmı. Fakat beni benden alan asıl kısım sanata olan katkıları ve mağaza açarken gösterdikleri duyarlılık. Geçmişi silip yerine yenisini yapma adetini getiren Arap zihniyetli yönetim için ders olacak nitelikteki bakış açıları. Sanatçıları destekleyen hatta onları keşfeden ve hayatlarında büyük adımlara neden olan özel duruşları. Pek çok ünlü kişi ile bedava çalışıp o parayı hayır kurumlarına göndermeleri. Bu saydıklarım sadece bir kaçı. Mesala kaçımız Diyarbakırlı bir gencin Türkiye'de dahi tanınmazken LV tarafından Paris'te sergisinin açıldığını ve hayatı boyunca uçağa dahi binmemiş bir gencin şu anda Paris'te sanat eğitimi aldığını biliyor? Sanatla bu kadar iç içe olup. Her gittiği topluma saygı duruşunu eksik etmeyen bir markayı tanımamak ve sevmemek haksızlık olur diye düşünüyorum. Eşelerseniz hazinelerle dolu geçmişiyle LV sizi bekliyor olacaktır. Keyfini çıkarın. Bırakın pahalı olsun, bir tane olsun LV olsun. Bilin ki paranız hak ettiği yere ve kişilere ulaşıyor...