Q , çimlerin üzerinde uzanmaktadır.( Kamera güneşlenmekte
olan Q'nun etrafında döner). Aniden
gölgelerin güneşi kapatmasıyla (kamera tepeden gölgelerin Q'nun suratına
düşüşünü izler),Q (kameraya karşı )gözlerini
açar ve İstanbul Modern'in tavanından sarkan kitaplarla burun buruna gelir. Korkmuştur,
geri geri kaçtıkça kitaplar bir yağmur bulutu gibi (kamerayla
birlikte) onu takip eder. Yüzünü çimene
dönmesiyle (kamera yerde yüz üstü yatan Q'yu çeker.), çimlerin içerisinde yok
olması bir olur.
Q : Çocukken gece yarısına kadar bekleyip, korku filmleri
izlerdim. Hep sevmişimdir böyle filmleri nedendir bilmem. American Horror Story ile karşılaştığımda
amacım sadece göz atmaktı, ardından o korkunç tipli ikizleri görüp izlemeye
karar verdim. Bırakayım bu sıkıcı mevzuları sadede geleyim değil mi? Eğer korku
filmleri ile büyüdüyseniz, kocaman bir evin bodrumu sizi ekrandan bile
ürküttüyse, acaba bizim evimizde de hayaletler var mı dediyseniz, Doğacak bir
bebeğin dünyanın sonunu getirceği korkusuyla yeni doğmuş bebeklere hep şüpheyle
yaklaştıysanız, Kavanoz içine sıkıştırılan ceninleri uzaylı bir yaratığa
dönüşecek sandıysanız. Kısacası
çocukluğunuz seksen ve doksanlarda geçmiş ve siz bir korku filmi
fanatiğiyseniz. İşte aradığınız şey tam da burada. American Horror Story'i
izlerken korkularınız ya da gerilimleriniz çocukluğunuzdaki kadar canlı olmuyor
belki ama geçmişteki zevkle izlediğiniz o güzelim filmlere bir saygı duruşunda
bulunuyor. Asla dalga geçmeyen, işini gayet ciddi ve o dönemlerin atmosferi
içerisinde başaran dizi benim bu seneki favorilerimden. Zaten kim o hizmetçiye
karşı koyabilir ki.
L : Deli misin lan? Ne kendi kendine konuşup duruyorsun.
Q : Yoo ben konuşmuyordum ki.
L : Deminden beri bir şeyler anlatıp duruyorsun ya.
Q : Sen iyi misin? Ben daha şimdi girdim kapıdan.
L : Sen iyice delirmeye başladın.
Q : Gerçekten şimdi girdim, kapıyı annen açtı istersen ona
sor. Dinlenmek ister misin? Bugünlerde çok yordun kendini, bir uyku hapı alıp
uyu biraz istersen.
L : Sanırım, dinlensem iyi olacak.
Q : Unutma, bu gece Cadılar bayramı tüm ruhlar etrafta
özgürce geziniyor olacak. Akşam gelip seni alırım.
L : İyide biz cadılar bayramı kutlamayız ki.
(Q'nun gözleri parıldar ve L'nin arkasından sinsice
gülümser.)
Q : Ben bu oyunu yıllar önce daha küçük bir genç adayı iken
film olarak izlemiştim.
L : Evet bende hatırlar gibiyim ama o günümüzde geçiyordu ve
gençlik filmiydi değil mi?
Q : Evet, evet o. Hatırlıyor musun? Müzikleri de çok iyiydi.
L : Ben bu oyunu daha fazla beğendim.
Q :Canım tiyatro ile sinemayı karşılaştıracak değiliz ya.
L : Başrol kadın oyuncu harikalar yarattı, tanıyor muydun
önceden?
Q : Hayır ilk kez gördüm; fakat keşke tanısaymışım.
L : Eski dönemlerde de gayet iyi oyunlarda rol almış
aslında. Mesela Kafkas Tebeşir Dairesi ya da Sersem Kocanın Kurnaz Karısı
gibi...
Q : Yakın takibe almak lazım, televizyoncularda kör galiba
böyle bir kadını nasıl gözden kaçırmışlarsa artık.
L : Asıl yönetmenlik harikaydı, sahne kullanımından tut
dekora kadar. Dahice tasarlanmış bir yapım izledik. Vallahi bravo, tiyatro diye
saçma sapan komedilerin yutturulduğu şu dönemde iyi ki var dedirttiler bana,
Şehit tiyatroları için.
Q : Finaldeki düello sahnesinde bütün ışıklar gözüme vurdu;
bakamadım bile. Sence o hata mı yoksa planlanmış bir şey miydi?
L : Bende anlamadım açıkçası.
Q : Erkek oyuncu çok iyi oynuyordu fakat daha cazibeli bir
adam gerekliymiş bu oyun için.
L : Valla beni inandırdı.
Q : Kadın oyuncunun adı Şebnem Köstem miş. Acaba ne
yiyiyordu oyunda, merak ettim bak .
L : Şanslı kadın izleyici ne ise kaptı ama bir güzel.
Q : Keşke sorsaydık.
L : Bak hiç kostüm güzeldi demiyorsun.
Q : Bu oyun için unuttuğum şeyler çok gidip görmeden
anlaşılmaz. Gördükten sonra da övmekle
bitmez.
Q: Devlet tiyatroları artık gözümde değerini kaybetmişti ki,
birden vay be dedim beni haksız çıkarmışlar.
L : Ben oyunculukları pek beğenmedim açıkçası ama buna
rağmen oldukça inandırıcıydı.
Q: Hiç sıkılmadım, duygulandım hatta şaşırdım ağzım
açıkkaldı.
L: Kesinlikle çok başarılı bir senaryo.
Q: Bence senaryo ile bitmemiş. Dekor, müzik hatta sen aksini
düşünsen dahi oyunculuklar da oldukça başarılıydı bana göre. Özellikle Emel Göksu döktürmüştü.
L: Evet bak o gerçekten başarılıydı.
Q: Ve şundan utandım ki yakın bir geçmişte
yaşanan Lübnan iç savaşı hakkında hiç bir halt bilmiyorum.
L : Bu gerçek bir hikaye diyordu oyundaki
bazı kişiler acaba doğru mu?
Q: Umarım değildir ve bu hikaye kimsenin
başından geçmemiştir.
L : Bir daha gidelim.
Q : Bence filmini bulup birde oradan görelim
hem de en kısa zamanda.
Q : Duymadın
mı, ingilizlerin gençleri anlattığı bir dizi.
L : İlk kez
senden duyuyorum.
Q :
Eğlenceliydi, en azından sürekli kafası güzel olan gençleri görmek farklı bir
deneyimdi
L :
Ayrıca aile kavramı çok ilginçmiş İngiltere semalarında.
Q : Parayı
basıp kenara çekiliyorlar herhalde, ya da her durumda sevgili peşindeler.
L :
Sapıtmışlar işte sende oturup izliyor musun yani.
Q : Aman ya,
az yaşının adamı ol ya.
L : Neyse
izlemediğim için çok şey kaybettim denemez o halde.
Q : Evet ama kaliteli bir işi gözardı etmiş oldun, gençlerin dünyalarını
güllük gülistanlık gösterenlere inat çekilmiş bir diziye burun kıvırdın.
Ciddiye almalıydın!!
Q: Ferzan Özpetek fazla söze gerek yok. Her filminde olduğu gibi bu filmide sabırsızlıkla bekliyorum. Ya ben bu adamı görüp iki kelime edememiş biriyim. Keşke Serra Yılmaz da olsaydı o zaman siz beni düşünün artık. Yeter artık gelsin şu 30 Mart!!!!
Q: İnsanları sapık diye yaftlamaya bayılırız, halbuki geçmişimizden gelen sapıkça geleneklerimiz var bizim. Daha çocukluğun ne olduğunu bilmediği halde evlendirlern kız çocukları ve onları alan çocuk yaşta erkekler veya babaları yaşındaki erkekler. Aslında her gün televizyonda izlediğimiz ve bazen insanları sömürüyorlar diye isyan ettiğimiz, küçük kurbanlar. Asla duygu sömürüsüne girişmeyen ve derdimiz var arkadaş bakma öyle diyecek kadar naif bir film. İf kapsamında gösterilen filmi umarım izlemesi gerekneler izler ve aslında ne olduklarını görürler. Umarım büyük bir Televizyon kanalı parasına kıyıp bu filmi alır ve Ana zaman dilimi içerisinde gösterir. Bu film ne sizden gişe, ne de şöhret bekliyor. Tek söylediği Derdimiz Var Arkadaş!
Q: Üstadım bu sahne, ışık, dekor olayı ne kadar da büyüleyici. Z: İşini aşkla yapınca bir başka oluyor ama değil mi? Q: Ama kız kulesi ile Galata kulesi birbirlerine dokunamasaydı daha güzel olmaz mıydı? Z: Bence o Gazeteci çocuk olmasaydı daha güzel olurdu. Q: Peki ya o kuklalar ne kadar güzel bir anlatımdı değil mi. Z: Oyunu beğendik üstadım. Tez vakitte bir daha gidile. Q: Devlet'e kapak olması ümidiyle, tüm emeği geçenleri saygıyla alkışlarım.
Q: Hasibe Eren Twitter'da yazmasaydı böyle bir olaydan haberdar bile olmayacaktım.
S: İşte bu yüzden seviyorum özel tiyatrolarda gençlerin yaptığı işleri.
Q: Ama elimizde avucumuzda, cebimizdeki parayla gidebildiğimiz bir kaç tiyatrodan birisi orası.
S: Sansür televizyona sıçradığından beri orada film izliyor musun?
Q: Hayır, aslında.
S: O zaman bu eyleme ya tam destek vereceksin ya da cebindeki parayla ayda 4 oyun izlemek yerine 1 oyun izleyeceksin.
Q: Belalarını nerden bulsalar acaba.
S:Benim ellerimden bulsalar ne güzel olur.
Q: Bir kahve düşün ki tadı hala damağında, bir krosan düşün ki
kreması ağzının içine doğru akıyor. Ahhhh ahhh aradan uzun zaman geçti
ama orası hala bir rüya gibi benim için.
S: Hadi ya ağzım sulandı lan.
Q: Ya ben, ya ben zevkü sefa alemlerine gittim gittim döndüm resmen.
S: Harbi lan o kadar mı iyiydi.
Q:
Hani için yanar bi yudum su ararsın, sonra (niye bende bilmiyorum) bir
yudum kola içince kendinden geçersin ya, o duyguyu onla çarp sen.
S: O ne lan.
Q: Yaşıyor musun sen be vicdansız.
Sosyal Paylaşım Sitesi :
İtalya-Bologna da bulunacak arkadaşlar "Gamberini" ye gitmeden dönerseniz, dönüşte intihar etmenizi saygıyla karşılıyor olacağım.
Adres:
Café pasticceria Gamberini
Bologna, via Ugo Bassi 12 Tel 051 2960467info@gamberini.eu
di Progetto bar srl
via Roma 20, 40050 Loiano (Bo)
P.IVA 02442571200
M: Alfredo costas sangira consolo garcia, bu evin kuralları
var.
Q: Hatlar karıştı yahu. Ben Q çok kısa kısaltmana bile gerek
yok. Bütün bu bulanıklığın sorumlusu o Thalia denecek kadın. Sizin dönemi çok
kötü yönlendirdi çok.
M: Sus bana karşı gelme evlenmenin zamanı geldi sen hala
sokakta top koşturma peşindesin.
Q: İyide ben içinde top olan hiçbir oyunu sevmem ki. Beni
başka biriyle karıştırıyorsun sanırım sen. Sakın Alfredo costas sangira consolo
garcia senin uşaktan yaptığın gizli çocuğun olmasın.
M: Terbiyesiz, utanmıyor musun benimle böyle konuşmaya hala.
Sokaklarda büyüdün ne olacaktı ki başka. Dövmedik seni tüm bunlar ondan oluyor.
Q: Yoksa benim gerçek adım Alfredo costas sangira consolo
garcia mı?
M: Zevzekliği bırak kendine gel.
Q: Sahi bizim mevzumuz neydi.
M:Sana bir soru sordum sende öküz gibi "Ne" diye
cevap verdin.
Q: Soru neydi.
M: Tinerci olmak mi istiyorsun? büyüklerine isyankar bir insan
mi olmak istiyorsun? milli, manevi değerlerinden kopuk, hiçbir istikameti,
meselesi olmayan bir insan mi olmak istiyorsun? Biz, seninle burada anlaşamayız
ama 'çağdaş bir insan' derken, dindar bir insan çağdaş olamıyor mu? Hem çağdaş
hem dindar olunamıyor mu?
Q: Düşüneyim 1 saniye.
M: Düşün.
Q: Bu soru senin sorun değil.
M: Konuyu değiştirme.
Q: Cevap veriyorum sanane canım benim sen oldun mu ki olmamışlarla
uğraşıyorsun.
Q: İnsanların din adı altında sergiledikleri vahşet midemi
bulandırıyor.
BS: Sebepsiz vahşeti kimse kabul edemez, normal bir tepki
sayılır seninki.
Q:Vahşetin sebebi ne olabilir, böyle bir sebep yeryüzünde
var mı?
BS: Dinlerde kısasa kısas var.
Q: Dinlerin birleştirici olması gerekmiyor mu, bu mantık
seni şiddete yönlendiriyor. Ama ile başlayan cümlelerin altını dolduracak
kelimeler her zaman bulunur. Ne yani hani öteki yanağı uzatıyorduk, hani bu
erdemdi.
BS: Her konuda olduğu gibi onda da bir sınır mevcut demek
ki.
Q: Birleştirici ve bağışlayıcı olması gereken din insanların
patlamayan sakızı gibi nereye çekersen öyle gidiyor anlaşılan. Cinayet için
destekçi arıyorsan çok uzağa bakmana gerek kalmıyor böylece.
BS: Onlar dini saptıran kişiler, dinler barışın en önemli
destekçisidir.
Q: Kısasa kısas diyen bir din mi?
BS: Amaher durumda
geçerli olan bir durum değil bu tabi ki.
Q: Mezhebi, cinsiyeti, ırkı, inançları, cinsel yaşamları
hatta dünya görüşleri farklı olduğu için öldürülen, topluca katledilenler adına
söylüyorum ki dostum; sen, ben ve yaşadığımız gezegen hepimiz katiliz.
BS: Gerçekçi ol.
Q: Haklısın koca gezegen cehenneme nasıl sığacak değil mi?
BS: Dalga geç diye söylemedim.
Q: Hayır geçmiyorum. Cennet farklı dinlerden insanları
alamayacak kadar küçük olduğuna göre cehennemde koca gezegen için küçük
gelebilir diye düşündüm.
BS: İnsanlar eğer gerçekten dine sığınsalardı her şey çok
daha farklı olabilirdi.
Q: Peki ya din olmasaydı.
BS: Din adı altına sığınıp kötülük yapanları allah görüyor, din olmasa daha kötü olurdu.
Q: Daha kötüsümü var başından vurulan çocuklardan daha kötü ne olabilir.
Q, o gece bilgisayarının başında katledilen insanların azimle
savaştıklarını görünce dinlediği şarkıyı son ses ve tekrarıyla sabahlamaya karar
verdi.
Çingene çarşısından farksız mekanları, ne anlatacağını
şaşırmış hali, oyuncuların hepsi yurt dışından mı gelmiş bunların bu nasıl Türkçe
böyle dedirten aksanları, hatta Ahmet Yıldız'ı pek tanımadıkları hissi veren
yönetmen arkadaşlar. Evet film iyi bir film sayılmaz ama zaten öyle bir iddiası
olduğunu da sanmıyorum. Ahmet Yıldız'ın babası tarafından töreye kurban gidişi,
militarist olgunun yarattığı psikolojik ve fiziksel baskı, ötekileştirme. Bu
film aktivist bir filmdir, söylemi sert ve keskindir. Bu sebepledir ki, görmek
istemediğiniz şeyleri gözünüze soktuğu için iyi bir film kategorisine
yükselmiştir. Slogan filmleri bunu yapar. Sevilir ya da sevilmez hiç önemli
değil önemli olan; Ahmet Yıldız kurban edildi peki kaç kişi bundan haberdardı?
Ben değildim!
M : Askeriye artık böyle şeyler yapmıyormuş.
Q : Nah yapmıyor. Ben askerlik yaparken zorla askere alınıp,
askerden kaçınca nezarete atılan çoğun hikayesi halüsinasyondu değil mi?
M : Sence Ahmet Yıldız'ın babası yakalanacak mı?
Q : Kaçtığı sürece yaptıklarını geride bırakamayacağı kesin.
Biz katilleri seven bir milletiz onu da affederiz.
M: Fazla agresifsin.
Q: Melek olmadığı mı biliyorum tabi bu melek rolü yapanlara
tahammül etmem gerektiği anlamına gelmiyor.
Q : Kime orospu dendiğini öğrendim.
B-Q : Kimseye söylememen gerektiğini ne zaman öğreneceksin.
Q : Aynı bünyede yaşadığımıza emin misin?
B-Q : Benimde şüphelerim yok değil hani.
Q : İyi melek rolu üstlenmişsin kendine fakat bir Vera'lık canın var be güzelim.
B-Q : O kız tam bir şeytan.
Q : Çok kibarsınız.
B-Q : Fazla kabasınız sizde.
Q : Bir sigara alabilir miyim?
Q : Birisi şu katile haddini uzun zaman önce bildirmeliydi.
B-Q : Ama adam iyi ağlatıyor be kuzum.
Q : Başlarım onun ağlatmasına, mutlu son istiyorum ben MUTLU!
B-Q : Yok ya, nerde o mutlu sonlar senin var mı bir tane.
Q : Ben hala yaşıyorum, olacak o da olacak.
B-Q : Olursa kimse hatırlamayacak ama.
Q : Ohhh helal olsun bir güzel dalga geçmişler, Shakespeare dallamasıyla.
B-Q : Terbiyesiz o adam olmasaydı, bu oyunda olmazdı. Kurt kocayınca, itlerin maskarası olurmuş diye boşuna dememişler. Sus temizle o beynini...
Q : Ne güzel dedi Juliet; Zaten sizde birazcık incelik olsaydı eserinizin adını Juliet ve Romeo koyardınız, Sayın Shakespeare.
B-Q : Nankör nesil.
S: Neden Nar.
Q: Sinemada böyle kaliteli işleri görmeye alışkın olmadığımız için, bu senide heyecanlandır mıyor mu?
S: Yeterli değil.
Q: Karşı taraftan kendini görmek istermisin, başkalarının gözünden kendi dünyanı. Peki ya en sevdiğin kişinin gözünden.
S: Sanırım bunun cevabı filmde saklı.
Q: Salonlar bu filmi desteklemediyse, sen desteklemelisin. Git bu filme!
Q: Sus sakın soru sorma. Dahice, mükemmel bu sana yeter.
S: Bu böyle işlemiyor sistem.
Q: İzle!