14 Nisan 2012 Cumartesi

YETMEZ!

Deprem Vergisi Ödedik paralar yol yapımına gitmiş! Yine ödedik sms lerle!
Benzin dünya zirvesi yaptı, pompaya devam.
Doğalgaz, Elektrik zam manyağı oldu.
Protesto etmek, karşı çıkmak suç oldu.
Ülke açık hava hapishanesi oldu içeri girmeyene kız vermiyorlar artık!
SGK yeşil kartı kaldırıp işsizleri borç içine sokarak ceplerindeki son kuruşa kadar almaya meyletti, başarılı!
Hastanelerden, ispark'a kadar her yer satılmaya devam ediliyor.
Emek sinaması yok edildi. Akm ucube denerek yok sayıldı.
Gezi parkı ticaret amaçlı yok edilecek iken, yeşil hasreti olan büroklar Modern İstanbul'u yıkıp yeşil alan yapmaya karar verdi.
Kitaplar müstehcen bulundu, çevirmenler tutuklandı. Yılların Huysuz Virgin'i bile sansür süzgecinden geçirildi.
Sesini çıkaran gazeteciler ya tutuklandı, ya kovulmaları sağlandı.
Gazeteler okunmayacak hale gelerek, yalakalık peşine düştüler.
Heykeller yıkıldı. (Bkz. Afganistan)
Ülke Polis ülkesi oldu. Polise sığınmaktan korkar olduk.
Eğitim ne hale geldi dilim bile varmıyor.
Ahlaklı ve vicdan sahibi birey yetiştirmeyi dindar birey yetiştirmeye tercih eder olduk.
Bazı çetelerin elinde dolaşan sınav soruları çoktan unutuldu, çalınan kimin geleceğiydi pardon?
Okumuş olmak ne demek, içi çoktan boşaldı!
SAYARAK BİTİREMEYECEĞİM.
ŞİMDİ SIRA ŞEHİR TİYATROLARINA GELDİ, 98 YILDIR HALKIN TEK SANAT KAYNAĞINI YOK ETMEK İSTİYORLAR. ÇÜNKÜ KORKUYORLAR...
YETMAZ AMA EVET DİYEN HERKESE SONSUZ TEŞEKKÜRLER ONLAR DA YETMEZ AMA DEVAM EDİYORUZ DİYORLAR SAYEMİZDE.

11 Nisan 2012 Çarşamba

Modern Sanatla İmtihan



GÜN-DIŞ                                                    
Q , çimlerin üzerinde uzanmaktadır.( Kamera güneşlenmekte olan Q'nun etrafında döner).  Aniden gölgelerin güneşi kapatmasıyla (kamera tepeden gölgelerin Q'nun suratına düşüşünü izler),Q  (kameraya karşı )gözlerini açar ve İstanbul Modern'in tavanından sarkan kitaplarla burun buruna gelir. Korkmuştur, geri  geri  kaçtıkça kitaplar bir yağmur bulutu gibi (kamerayla birlikte) onu takip eder.  Yüzünü çimene dönmesiyle (kamera yerde yüz üstü yatan Q'yu çeker.), çimlerin içerisinde yok olması bir olur.
(Ekranda yazı belirir.)
Yüzümü çimlere gömmeyeceğim!

23 Mart 2012 Cuma

American Horror Story


Q : Çocukken gece yarısına kadar bekleyip, korku filmleri izlerdim. Hep sevmişimdir böyle filmleri nedendir bilmem.  American Horror Story ile karşılaştığımda amacım sadece göz atmaktı, ardından o korkunç tipli ikizleri görüp izlemeye karar verdim. Bırakayım bu sıkıcı mevzuları sadede geleyim değil mi? Eğer korku filmleri ile büyüdüyseniz, kocaman bir evin bodrumu sizi ekrandan bile ürküttüyse, acaba bizim evimizde de hayaletler var mı dediyseniz, Doğacak bir bebeğin dünyanın sonunu getirceği korkusuyla yeni doğmuş bebeklere hep şüpheyle yaklaştıysanız, Kavanoz içine sıkıştırılan ceninleri uzaylı bir yaratığa dönüşecek sandıysanız.  Kısacası çocukluğunuz seksen ve doksanlarda geçmiş ve siz bir korku filmi fanatiğiyseniz. İşte aradığınız şey tam da burada. American Horror Story'i izlerken korkularınız ya da gerilimleriniz çocukluğunuzdaki kadar canlı olmuyor belki ama geçmişteki zevkle izlediğiniz o güzelim filmlere bir saygı duruşunda bulunuyor. Asla dalga geçmeyen, işini gayet ciddi ve o dönemlerin atmosferi içerisinde başaran dizi benim bu seneki favorilerimden. Zaten kim o hizmetçiye karşı koyabilir ki.
L : Deli misin lan? Ne kendi kendine konuşup duruyorsun.
Q : Yoo ben konuşmuyordum ki.
L : Deminden beri bir şeyler  anlatıp duruyorsun ya.
Q : Sen iyi misin? Ben daha şimdi girdim kapıdan.
L : Sen iyice delirmeye başladın.
Q : Gerçekten şimdi girdim, kapıyı annen açtı istersen ona sor. Dinlenmek ister misin? Bugünlerde çok yordun kendini, bir uyku hapı alıp uyu biraz istersen.
L : Sanırım, dinlensem iyi olacak.
Q : Unutma, bu gece Cadılar bayramı tüm ruhlar etrafta özgürce geziniyor olacak. Akşam gelip seni alırım.
L : İyide biz cadılar bayramı kutlamayız ki.
(Q'nun gözleri parıldar ve L'nin arkasından sinsice gülümser.)
  

21 Mart 2012 Çarşamba

Napoli'de Aşk. (Pizzeria Gino Sorbillo)



Q: Lonely Planet öneriyor bak buraya gidelim Via dei Tribunali 32 diyor adres için.
L :Tamam gidelim Napoli'ye gelinir de pizza yemeden dönülür mü?
Q : Ha bak şurası galiba.
L : Yok oranın adı Sorbillo.
Q : Tamam işte bizimki de Sorbillo değil mi?
L : Hayır Gino sorbillo, hem bak numarası 28 bizim aradığımız 32.
Q : Vayy, farketmesek gireceğiz baksana. Bunlar da Ankaralı işi yapmış, orada da her yer Aspava dolu.
L : Hadi girelim.
Q : Oha sıra numarası verdiler. Çıkın dışarda bekleyin çağıracağız dediler ama biz sadece pizza yiyecektik.
L : Burası sadece pizza satıyor zaten, bekleyeceğiz başka çare yok. Yemeden dönmem hayatta.
Q : Neyse bak bizim numarayı çağırıyorlar hadi girelim.
L : Margarita tabiki.
Q: Kendimden geçiyorum şu anda.
L : Bugüne kadar yediğim istisnasız en iyi pizza.
Q : Bu adamlar aşmış, ne var bunu içinde böyle.
L : Bundan böyle Napoli benim için Gino'dan ibaret.
Q : Aşçıyı mı kaçırsak acaba.
L : Bence burada işe girelim.
Q : Yumurta bile kıramıyorsun, pizzacıda ne işin olacak senin be.
L : Şimdi biz bu devasa pizza için 3.5 € mu ödeyeceğiz.
Q: Öldük ve cennete düştük.
L : Bir daha Napoli, bir daha, bir daha...
Q: Une notte a Napoli lalalalalala
L : Pizza ile kafayı bulan ilk insanlarız biz.

19 Mart 2012 Pazartesi

Tehlikeli İlişkiler


         
Q : Ben bu oyunu yıllar önce daha küçük bir genç adayı iken film olarak izlemiştim.
L : Evet bende hatırlar gibiyim ama o günümüzde geçiyordu ve gençlik filmiydi değil mi?
Q : Evet, evet o. Hatırlıyor musun? Müzikleri de çok iyiydi.
L : Ben bu oyunu daha fazla beğendim.
Q :Canım tiyatro ile sinemayı karşılaştıracak değiliz ya.
L : Başrol kadın oyuncu harikalar yarattı, tanıyor muydun önceden?
Q : Hayır ilk kez gördüm; fakat keşke tanısaymışım.
L : Eski dönemlerde de gayet iyi oyunlarda rol almış aslında. Mesela Kafkas Tebeşir Dairesi ya da Sersem Kocanın Kurnaz Karısı gibi...
Q : Yakın takibe almak lazım, televizyoncularda kör galiba böyle bir kadını nasıl gözden kaçırmışlarsa artık.
L : Asıl yönetmenlik harikaydı, sahne kullanımından tut dekora kadar. Dahice tasarlanmış bir yapım izledik. Vallahi bravo, tiyatro diye saçma sapan komedilerin yutturulduğu şu dönemde iyi ki var dedirttiler bana, Şehit tiyatroları için.
Q : Finaldeki düello sahnesinde bütün ışıklar gözüme vurdu; bakamadım bile. Sence o hata mı yoksa planlanmış bir şey miydi?
L : Bende anlamadım açıkçası.
Q : Erkek oyuncu çok iyi oynuyordu fakat daha cazibeli bir adam gerekliymiş bu oyun için.
L : Valla beni inandırdı.
Q : Kadın oyuncunun adı Şebnem Köstem miş. Acaba ne yiyiyordu oyunda, merak ettim bak .
L : Şanslı kadın izleyici ne ise kaptı ama bir güzel.
Q : Keşke sorsaydık.
L : Bak hiç kostüm güzeldi demiyorsun.
Q : Bu oyun için unuttuğum şeyler çok gidip görmeden anlaşılmaz.  Gördükten sonra da övmekle bitmez.

12 Mart 2012 Pazartesi

YANIK



Q: Bu oyunun filmi de varmış biliyor musun?
L : Hadi ya o zaman izleyelim.
Q: Devlet tiyatroları artık gözümde değerini kaybetmişti ki, birden vay be dedim beni haksız çıkarmışlar.
L : Ben oyunculukları pek beğenmedim açıkçası ama buna rağmen oldukça inandırıcıydı.
Q: Hiç sıkılmadım, duygulandım hatta şaşırdım ağzım açıkkaldı.
L: Kesinlikle çok başarılı bir senaryo.
Q: Bence senaryo ile bitmemiş. Dekor, müzik hatta sen aksini düşünsen dahi oyunculuklar da oldukça başarılıydı bana göre. Özellikle Emel Göksu döktürmüştü.
L: Evet bak o gerçekten başarılıydı.
Q: Ve şundan utandım ki yakın bir geçmişte yaşanan Lübnan iç savaşı hakkında hiç bir halt bilmiyorum.
L : Bu gerçek bir hikaye diyordu oyundaki bazı kişiler acaba doğru mu?
Q: Umarım değildir ve bu hikaye kimsenin başından geçmemiştir.
L : Bir daha gidelim.
Q : Bence filmini bulup birde oradan görelim hem de en kısa zamanda.

8 Mart 2012 Perşembe

Skins


Q : 7. sezon son sezonu olacakmış skins'in.
L : Bilmiyorum dizi mi?
Q : Duymadın mı, ingilizlerin gençleri anlattığı bir dizi.
L : İlk kez senden duyuyorum.
Q : Eğlenceliydi, en azından sürekli kafası güzel olan gençleri görmek farklı bir deneyimdi
L  : Ayrıca aile kavramı çok ilginçmiş İngiltere semalarında. 
Q : Parayı basıp kenara çekiliyorlar herhalde, ya da her durumda sevgili peşindeler.
L : Sapıtmışlar işte sende oturup izliyor musun yani.
Q : Aman ya, az yaşının adamı ol ya.
L : Neyse izlemediğim için çok şey kaybettim denemez o halde.
Q : Evet ama kaliteli bir işi gözardı etmiş oldun, gençlerin dünyalarını güllük gülistanlık gösterenlere inat çekilmiş bir diziye burun kıvırdın. Ciddiye almalıydın!!

6 Mart 2012 Salı

Sabırsızlık = Magnifica Presenza





Q: Ferzan Özpetek fazla söze gerek yok. Her filminde olduğu gibi bu filmide sabırsızlıkla bekliyorum. Ya ben bu adamı görüp iki kelime edememiş biriyim. Keşke Serra Yılmaz da olsaydı  o zaman siz beni düşünün artık. Yeter artık gelsin şu 30 Mart!!!!

22 Şubat 2012 Çarşamba

Evcilik


Q: İnsanları sapık diye yaftlamaya bayılırız, halbuki geçmişimizden gelen sapıkça geleneklerimiz var bizim. Daha çocukluğun ne olduğunu bilmediği halde evlendirlern kız çocukları ve onları alan çocuk yaşta erkekler veya babaları yaşındaki erkekler. Aslında her gün televizyonda izlediğimiz ve bazen insanları sömürüyorlar diye isyan ettiğimiz, küçük kurbanlar. Asla duygu sömürüsüne girişmeyen ve derdimiz var arkadaş bakma öyle diyecek kadar naif bir film. İf kapsamında gösterilen filmi umarım izlemesi gerekneler izler ve aslında ne olduklarını görürler. Umarım büyük bir Televizyon kanalı parasına kıyıp bu filmi alır ve Ana zaman dilimi içerisinde gösterir. Bu film ne sizden gişe, ne de şöhret bekliyor. Tek söylediği Derdimiz Var Arkadaş!

21 Şubat 2012 Salı

Aklı Havada




Q: Üstadım bu sahne, ışık, dekor olayı ne kadar da büyüleyici.
Z: İşini aşkla yapınca bir başka oluyor ama değil mi?
Q: Ama kız kulesi ile Galata kulesi birbirlerine dokunamasaydı daha güzel olmaz mıydı?
Z: Bence o Gazeteci çocuk olmasaydı daha güzel olurdu.
Q: Peki ya o kuklalar ne kadar güzel bir anlatımdı değil mi.
Z: Oyunu beğendik üstadım. Tez vakitte bir daha gidile.
Q: Devlet'e kapak olması ümidiyle, tüm emeği geçenleri saygıyla alkışlarım.

Şehir Tiyatroları Basın Açıklaması


Q: Hasibe Eren Twitter'da yazmasaydı böyle bir olaydan haberdar bile olmayacaktım.
S: İşte bu yüzden seviyorum özel tiyatrolarda gençlerin yaptığı işleri.
Q: Ama elimizde avucumuzda, cebimizdeki parayla gidebildiğimiz bir kaç tiyatrodan birisi orası.
S: Sansür televizyona sıçradığından beri orada film izliyor musun?
Q: Hayır, aslında.
S: O zaman bu eyleme ya tam destek vereceksin ya da cebindeki parayla ayda 4 oyun izlemek yerine 1 oyun izleyeceksin.
Q: Belalarını nerden bulsalar acaba.
S:Benim ellerimden bulsalar ne güzel olur.

17 Şubat 2012 Cuma

Bir Bolonya (Bologna) mucizesi







Q: Bir kahve düşün ki tadı hala damağında, bir krosan düşün ki kreması ağzının içine doğru akıyor. Ahhhh ahhh aradan uzun zaman geçti ama orası hala bir rüya gibi benim için.
S: Hadi ya ağzım sulandı lan.
Q: Ya ben, ya ben zevkü sefa alemlerine gittim gittim döndüm resmen.
S: Harbi lan o kadar mı iyiydi.
Q: Hani için yanar bi yudum su ararsın, sonra (niye bende bilmiyorum) bir yudum kola içince kendinden geçersin ya, o duyguyu onla çarp sen.
S: O ne lan.
Q: Yaşıyor musun sen be vicdansız.


Sosyal Paylaşım Sitesi :

İtalya-Bologna da bulunacak arkadaşlar "Gamberini" ye gitmeden dönerseniz, dönüşte intihar etmenizi saygıyla karşılıyor olacağım.

Adres:
Café pasticceria Gamberini
Bologna, via Ugo Bassi 12
Tel 051 2960467info@gamberini.eu
di Progetto bar srl
via Roma 20, 40050 Loiano (Bo)
P.IVA 02442571200

İnternet Sitesi : http://gamberini.eu/


6 Şubat 2012 Pazartesi

"Tinerci olmak mi istiyorsun?"


 
Q: Ne!
M: Zıkkım, zakkum.
Q: O ne ya.
M: Bana ne demeye utanmıyor musun sen.
Q: Utanma mı, o da ne ki.
M: Alfredo costas sangira consolo garcia, bu evin kuralları var.
Q: Hatlar karıştı yahu. Ben Q çok kısa kısaltmana bile gerek yok. Bütün bu bulanıklığın sorumlusu o Thalia denecek kadın. Sizin dönemi çok kötü yönlendirdi çok.
M: Sus bana karşı gelme evlenmenin zamanı geldi sen hala sokakta top koşturma peşindesin.
Q: İyide ben içinde top olan hiçbir oyunu sevmem ki. Beni başka biriyle karıştırıyorsun sanırım sen. Sakın Alfredo costas sangira consolo garcia senin uşaktan yaptığın gizli çocuğun olmasın.
M: Terbiyesiz, utanmıyor musun benimle böyle konuşmaya hala. Sokaklarda büyüdün ne olacaktı ki başka. Dövmedik seni tüm bunlar ondan oluyor.
Q: Yoksa benim gerçek adım Alfredo costas sangira consolo garcia mı?
M: Zevzekliği bırak kendine gel.
Q: Sahi bizim mevzumuz neydi.
M:Sana bir soru sordum sende öküz gibi "Ne" diye cevap verdin.
Q: Soru neydi.
M: Tinerci olmak mi istiyorsun? büyüklerine isyankar bir insan mi olmak istiyorsun? milli, manevi değerlerinden kopuk, hiçbir istikameti, meselesi olmayan bir insan mi olmak istiyorsun? Biz, seninle burada anlaşamayız ama 'çağdaş bir insan' derken, dindar bir insan çağdaş olamıyor mu? Hem çağdaş hem dindar olunamıyor mu?
Q: Düşüneyim 1 saniye.
M: Düşün.
Q: Bu soru senin sorun değil.
M: Konuyu değiştirme.
Q: Cevap veriyorum sanane canım benim sen oldun mu ki olmamışlarla uğraşıyorsun.
M: Ahlaksız, utanmaz, saygısız....




"Kurtlu Dinleyenler"


Q: İnsanların din adı altında sergiledikleri vahşet midemi bulandırıyor.
BS: Sebepsiz vahşeti kimse kabul edemez, normal bir tepki sayılır seninki.
Q:Vahşetin sebebi ne olabilir, böyle bir sebep yeryüzünde var mı?
BS: Dinlerde kısasa kısas var.
Q: Dinlerin birleştirici olması gerekmiyor mu, bu mantık seni şiddete yönlendiriyor. Ama ile başlayan cümlelerin altını dolduracak kelimeler her zaman bulunur. Ne yani hani öteki yanağı uzatıyorduk, hani bu erdemdi.
BS: Her konuda olduğu gibi onda da bir sınır mevcut demek ki.
Q: Birleştirici ve bağışlayıcı olması gereken din insanların patlamayan sakızı gibi nereye çekersen öyle gidiyor anlaşılan. Cinayet için destekçi arıyorsan çok uzağa bakmana gerek kalmıyor böylece.
BS: Onlar dini saptıran kişiler, dinler barışın en önemli destekçisidir.
Q: Kısasa kısas diyen bir din mi?
BS: Ama  her durumda geçerli olan bir durum değil bu tabi ki.
Q: Mezhebi, cinsiyeti, ırkı, inançları, cinsel yaşamları hatta dünya görüşleri farklı olduğu için öldürülen, topluca katledilenler adına söylüyorum ki dostum; sen, ben ve yaşadığımız gezegen hepimiz katiliz.
BS: Gerçekçi ol.
Q: Haklısın koca gezegen cehenneme nasıl sığacak değil mi?
BS: Dalga geç diye söylemedim.
Q: Hayır geçmiyorum. Cennet farklı dinlerden insanları alamayacak kadar küçük olduğuna göre cehennemde koca gezegen için küçük gelebilir diye düşündüm.
BS: İnsanlar eğer gerçekten dine sığınsalardı her şey çok daha farklı olabilirdi.
Q: Peki ya din olmasaydı.
BS: Din adı altına sığınıp kötülük yapanları allah görüyor, din olmasa daha kötü olurdu.
Q: Daha kötüsümü var başından vurulan çocuklardan daha kötü ne olabilir.
Q, o gece bilgisayarının başında katledilen insanların azimle savaştıklarını görünce dinlediği şarkıyı son ses ve tekrarıyla sabahlamaya karar verdi.
 Q, yazdı.
Kurt küçük olsa da içten içe çürütür.


4 Şubat 2012 Cumartesi

ZENNE DANCER




Peri masallarına hiç inanmam, kim inanır ki.
Çingene çarşısından farksız mekanları, ne anlatacağını şaşırmış hali, oyuncuların hepsi yurt dışından mı gelmiş bunların bu nasıl Türkçe böyle dedirten aksanları, hatta Ahmet Yıldız'ı pek tanımadıkları hissi veren yönetmen arkadaşlar. Evet film iyi bir film sayılmaz ama zaten öyle bir iddiası olduğunu da sanmıyorum. Ahmet Yıldız'ın babası tarafından töreye kurban gidişi, militarist olgunun yarattığı psikolojik ve fiziksel baskı, ötekileştirme. Bu film aktivist bir filmdir, söylemi sert ve keskindir. Bu sebepledir ki, görmek istemediğiniz şeyleri gözünüze soktuğu için iyi bir film kategorisine yükselmiştir. Slogan filmleri bunu yapar. Sevilir ya da sevilmez hiç önemli değil önemli olan; Ahmet Yıldız kurban edildi peki kaç kişi bundan haberdardı? Ben değildim!
M : Askeriye artık böyle şeyler yapmıyormuş.
Q : Nah yapmıyor. Ben askerlik yaparken zorla askere alınıp, askerden kaçınca nezarete atılan çoğun hikayesi halüsinasyondu değil mi?
M : Sence Ahmet Yıldız'ın babası yakalanacak mı?
Q : Kaçtığı sürece yaptıklarını geride bırakamayacağı kesin. Biz katilleri seven bir milletiz onu da affederiz.
M: Fazla agresifsin.
Q: Melek olmadığı mı biliyorum tabi bu melek rolü yapanlara tahammül etmem gerektiği anlamına gelmiyor.

9 Ocak 2012 Pazartesi

MILDRED PIERCE



Q : Kime orospu dendiğini öğrendim.
B-Q : Kimseye söylememen gerektiğini ne zaman öğreneceksin.
Q : Aynı bünyede yaşadığımıza emin misin?
B-Q : Benimde şüphelerim yok değil hani.
Q : İyi melek rolu üstlenmişsin kendine fakat bir Vera'lık canın var be güzelim.
B-Q : O kız tam bir şeytan.
Q : Çok kibarsınız.
B-Q : Fazla kabasınız sizde.
Q : Bir sigara alabilir miyim?



http://www.imdb.com/title/tt1492030/


8 Ocak 2012 Pazar

TARLA KUŞUYDU JULIET



Q : Birisi şu katile haddini uzun zaman önce bildirmeliydi.
B-Q : Ama adam iyi ağlatıyor be kuzum.
Q : Başlarım onun ağlatmasına, mutlu son istiyorum ben MUTLU!
B-Q : Yok ya, nerde o mutlu sonlar senin var mı bir tane.
Q : Ben hala yaşıyorum, olacak o da olacak.
B-Q : Olursa kimse hatırlamayacak ama.
Q : Ohhh helal olsun bir güzel dalga geçmişler, Shakespeare dallamasıyla.
B-Q : Terbiyesiz o adam olmasaydı, bu oyunda olmazdı. Kurt kocayınca, itlerin maskarası olurmuş diye boşuna dememişler. Sus temizle o beynini...
Q : Ne güzel dedi Juliet; Zaten sizde birazcık incelik olsaydı eserinizin adını Juliet ve Romeo koyardınız, Sayın Shakespeare.
B-Q : Nankör nesil.