18 Haziran 2014 Çarşamba

Pizza Sever misiniz?

          


                Kareli masa örtüleri küçücük mis kokan atmosferiyle tam bir pizza cenneti içerisine düştüm geçen günlerde. Bir arkadaşım ısrarla bu pizzacıyı denememi tavsiye ediyordu ve taksimden tüm arkadaşlar kalktık pizza yemeye Ortaköy'deki Pizza Pizzano'ya gittik. Servis yapan beyefendi biraz soğuk gelse de mekan o kadar güzel ve atmosfer o kadar sıcaktı ki gözümü  mekandan ayrımıyordum. Küçücük ama ferah, lüks değil ama şık bir pizzacı burası. Bana kalsa sadece Margarita yerim pizza olarak,  bu mekanı tavsiye eden arkadaşımı dinlemem gerektiği inancıyla üzeri roka ve parmesan peyniri olan farklı bir pizza denedim. Bu pizzanın tam adını bilmiyorum fakat daha önce pek çok yerde denemişliğim var (ama ben yinede her zaman margarita'yi tercih ederim diyerek sonlandırırım yemeyi.). Burada tek kelime ile bir şaheser ortaya çıkarmışlar. Öncelikle malzemede cimri asla değiller. Masa adedi azlığı olmasa ve malzeme kullanımında cimri olsalar pahalı sayılması gereken mekan, kabul edilebilir rakamlara sahip. Eğer tam bir italyan tarzı görmek ve belki de İstanbul'un en lezzetli pizzalarından birini yemek istiyorsanız. Burası sizin için en doğru adreslerden biri olabilir. 

DN: Bu arada mekan çoktan keşfedilmiş be daha yeni farkına varmışım.


http://www.pizano.com.tr/

4 Mayıs 2014 Pazar

Bomonti Antika Pazarı


                  Bugün yolum Bomonti'deki antika pazarına düştü. Böyle bir yerin varlığından haberdardım lakin ne yalan söyleyeyim ortamın bir bit pazarı konseptinden ibaret olduğunu düşünüyordum.  Muhteşem bira fabrikasının yan ara sokağına (bu arada bira fabrikası restore ediliyor ama kimse ne olacağını bilmiyor ben direk söyleyeyim kesin birine peşkeş çekilip otele dönüştürülür ki hemen kıçının dibinde biçimsiz iğrenç bir Hilton bitmiş bile şimdiden.)daldınız mı işte bu pazarın tam göbeğindesiniz demektir. Hemen karşısında yanlış hatırlamıyorsam Bomonti suites mevcut. Her neyse pazarın içerisinde vintage her türlü ürün bulmak mevcut. Türk'ün olduğu her yer gibi adamı kazıklamak için gözünü dört açmış çakal satıcılardan, ürünün sadece ederini isteyen şeker satıcılara kadar envai çeşit satıcı ile karşılaşmak olası. Son zamanlarda özel ilgim rozetler olduğundan baktıklarım arasındaki fiyatlar 2 TL ile 70 TL arasında değişiyordu. Yani her bütçe için bir şeyler bulabilmek mümkün. Eğer Antika ve Vintage seven arkadaşlarınız varsa buradan muhteşem hediyeler çıkarabilirsiniz. Şimdiye kadar duyup da uğrama fırsatı bulamadıysanız siz de benim gibi bi pazar günü yolunuzu mutlaka bu pazara düşürün. Eee ne de olsa içinde yaşanmışlık varsa güzelliği çoktan değer kazanmıştır.



27 Nisan 2014 Pazar

İTİRAZIM VAR


Uzun zamandan beri bu kadar keyif alarak izlediğim bir Türk filmi hatırlamıyorum. Leyla ile Mecnun dizisinin yaratıcısı Onur Ünlü'yü herhalde tanımayan kalmamıştır artık. İtiraz ediyorum işte o zihinden ortaya çıkmış yeni bir sinema filmi ama siz onu daha çok gereksiz yere aldığı yaş sınırından hatırlayabilirsiniz. Ya da daha sonra aşağı çekilen yaş sınırı haberlerinden de hatırlıyor olabilirsiniz. Ya da denetim kurulunun çok affedersiniz götlüğüne maruz kalmasından da hatırlıyor olabilirsiniz. Her nereden hatırlıyorsanız artık! Evet, o film işte. İp ucu vermeden filmden bahsetmem gerekirse Sherlock Holmes'un imam versiyonunu düşünün ha işte öyle bi film. Ama filmin her sahnesi, her cümlesi gözleri açarak izlemeyi  hak edecek kadar başarılı. Bu sözün söylenmesi ülkemiz sinema yönetmenleri için oldukça zor olmasına rağmen bir Onur Ünlü sinemasının varlığından söz etmek, yerli yerinde bir tabir olacaktır. Kaçırdığım ve şu anda başımı taşlara vurduğum Sen aydınlatırsın geceyi filminin dvd'sinin çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Neyse burası bir tavsiye blog'u sayılır o sebeple gidin izleyin, izletin. Başımıza Emek sineması katliamı sonrası gelebilecek en güzel şey gelmiş ve Başka Sinema adı altında muhteşem yapımları görme fırsatımız doğmuşken bu filmi kaçırmak haksızlık olur. İyi seyirler...




20 Mart 2014 Perşembe

DOT TİYATRO VE DÖVÜŞ GECESİ


               Biletlerin tükendiğini pazartesi gününden öğrendim. Salı müsait değildik, çarşamba tam günüydü çünkü perşembe yeterince geç olacaktı. Dövüş Gecesi Dot tiyatro tarafından sahneleniyordu ve bu haftanın ana teması olarak programımda yer çoktan almıştı.  Kim demiş biletlerinin tamamının tükenmiş olması beni durdurur diye! Uzun lafın kısası son dakika bileti umuduyla saat 18:30 sularında vardık Pop-up un kapısına (Dot'un kafesi çok havalı oyuncular orada takılıyorlar. Normal insan gibiler gerçekten bak, inan ki.). Saat 19:30 olsa da adımı yazdırsam listeye heyecanıyla beklemeye başladım ki bu işin uzun yollu anlatımı anlayacağınız üzere bu.  Sonuçta bir dakika sektirmeden listenin en başında anlı şanlı adımı kondurdum. Son dakika yer bulmak için bileti olanların gelememesi hayali kurmam işin acımasız kısmı sanmayın. Oyun size daha acımasız davranıyor zaten. Oyunla ilgili tek bir ipucu dahi vermek gibi bir niyetim. Yok kontrol sizde desem o da değil.  Ortada bir Ayı var diyim siz anlayın. İyi seyirler, gerçekten bak çok iyi seyirler.

http://www.go-dot.org/?p=1741

26 Şubat 2014 Çarşamba

Eskici de olsa, Antikacı da olsa Nostalji iyidir!

        

 











         Türkiye sınırları içerisinde eskici ve antikacı kavramı oldukça karışık olmasından mütevellit ben hepsini aynı keseye koyarak eskiciler diyerek tabir etmeyi tercih edeceğim. Aslında İstanbul'da hiç azımsanmayacak derecede eskici bulunmakta. Ve aralarında muhteşem malzemeler satanları olduğu gibi sizi kapıda yakalayıp, ayakta kazıklamaya çalışanları da oldukça bol. Ama her şeye rağmen geçmiş dönemde iz bırakmış güzelim eşyalar  ile temasa geçmek ayrı bir keyif.  Bazılarında çocukluğunuzu buluyorsunuz,  bazılarında ise kıyıda köşede unutulmuş, içerisindeki insanları dahi tanımadığınız siyah beyaz fotoğraflardan hafızanızda kalan anıları. En güzeli de ne işe yaradığını dahi bilmediğiniz eşyaların bir zamanların gözde malzemeleri olduğunu öğrenmeniz oluyor. Eskici size yıllar öncesinden bir tarih uyduruyor,  siz de o tarih içerisinde nereye denk düşerse düşsün nostaljinin keyfini çıkarıyorsunuz.  Eskicilere arada bir uğramak hafıza tazelemeye değil ama ruhunuzu tazelemeye iyi geliyor. Üstelik bunu üzeri toz tutmuş eski anılar ile başarıyor. Hepimizin dilinde aynı şey yok mu?
 "AH NEREDE O ESKİ GÜNLER!"

BİR KAÇ SEÇENEK
Kadıköy Eskiciler sokağı : Caferağa Mah. Tellalzade Sok. Kadıköy (Pavlonya Sok.), İstanbul
Çukurcuma : Galatasaray hamamı hizasındaki sokaklar
Horhor antikacılar pasajı : Horhor caddesi Kırma Tulumba sokak No : 1 Fatih Pertevniyal lisesli arkası Aksaray
Mecidiyeköy Antikacılar çarşısı : Kuştepe Yolu Antikacılar Çarşısı No:3 K:Zemin 
Mecidiyeköy, Şişli, İstanbul - Avrupa
Nişantaşı : Pangaltı

Dolapdere Eskici Deposu : ...

12 Şubat 2014 Çarşamba

İF İSTANBUL BAŞLIYOR!

         


          Her şene şubat ayını sabırsızlıkla bekleme sebebim İf İstanbul bugün itibariyle başladı. İlk festivalin yapıldığı seneyi hatırlıyorum da pek çok filmi izleme fırsatı bulabildiğimiz için sevinmiştik. Bağımsız sinema adına kocaman bir arz talep ilişkisini dengeleyecekti bu festival. Gün geçtikçe görüyorum ki festivalin ardından bir sürü film gösterim imkanı bulmaya başladı. Hatta başka sinema algısının oluşmasında katkısının dev gibi olduğuna inanıyorum. Festival programından seçmelerin yapıldığı listelere internet üzerinden kolaylıkla ulaşabilirsiniz.  Ben bir liste yazmayı düşünmüyorum. Kitapçığın içinde kaybolmak, bulamadığın biletler için üzülmek, izleyebileceğin filmler için sevinmek muhteşem olacaksa bu duygulardan mahrum kalmak olur mu?
Sevgilim İf sana bu aşk mektubunu oturduğum yerden yazıyorum, senin gibi muhteşem bir festivali hazırlayanları kıskançlıkla selamlıyorum.  Senede bir kere buluşsak dahi vuslatımız baki olsun.


Festival tanıtım filmi:

1 Ocak 2014 Çarşamba

Yeni yılın ilk günü geldi, peki ajandanız hazır mı?



       Malum yeni bir yıla girmemizin üzerinden bir kaç saatten fazla geçmemişken, ben ilk hatırlatmamı gerçekleştireyim. Yılın ilk günü için ajandanız hazır mı? 


     

          Türkiye'nin en bilinen ajandası ece ajandanın kapısından küçük bir hediye almak için girdim. Afitap adı ile Karaköy'ün göbeğinde yer alan Ece ajandaları göz kamaştıran vitrini ile dikkatimi ve beni içeri çekmeyi başardı. Tek bir konuda iyi olup bu geleneği yıllarca devam ettiren firmalara olan ilgim bir kenara. Ülkem sınırlarında malesef ölmeye yüz tutmuş ajanda taşıma, not tutma geleneğini hala yaşatan bir isim olması dolayısıyla Afitap'ın varlığı beni mest etti. Hatta küçük bir anıyı beynime kazıyacak yaşanmış bir kaç dakikam dahi oldu. Mağaza içerisinde etrafa ve ajandalara hayranlıkla bakarken mağazaya gelen bir beyefendinin cebinden çıkardığı ajandayı gösterip bunlar hangi rafta gördünüz mü demesiyle heyecanlandım. Defter oldukça eskimişti. Belli ki uzun zamandır kullanılıyordu. Ardından yaşlı amca ben bu defterleri elli yıldır kullanıyorum, ve elli yıldır buradan alıyorum diyiverdi. İşte o an gerçek başarının bire bir karşılığını görmüş oldum. Yolunuz düşerse mutlaka Afitap'a uğrayın. Atmosferi yaşayın, zaten elinizde bir ece ajandası olmadan oradan çıkmanızın mümkün olmadığını göreceksiniz. 








16 Aralık 2013 Pazartesi

Kışın Ortasında Dondurma Keyfi : Cremeria Milano


        Yılın ıslak ve soğuk zamanlarından hiç haz etmem. Aklıma yaz hayalleri düşer, içim ısınsın diye yaz filmleri izlerim, Travel Leisure ile hayallere dalarım. Bir kaç palmiye, deniz, kum... hayalden güzel ne var ki? Özetle kışı sevmem, gitmesini dört gözle beklerim. Bütün bu süreç içerisinde yazdan kalma adetim olan soğuk yiyecek ve içeceklerden kışın asla vazgeçemem.  Dondurma özellikle en sevdiğim şeydir. Direk olarak yazı hatırlatır ve dört mevsim satılır. Son zamanlarda dondurma denilince aklıma ilk gelen isim Cremeria Milano. Bir yıl önce tek favorim Tünelde yer alan Giolitti'idi lakin porsiyonları o kadar küçülttüler ki resmen dondurma verirken elleri titriyor. Bu sebeple C.Milano 1 TL daha pahalı ama dondurmaya doyuruyor insanı. ayrıca lezzeti kesinlikle tartışılmaz. Kış ayları için benim gibi yaz hasreti gidermek isteyenlere Cremeria Milano ilaç gibi gelecektir.

30 Ekim 2013 Çarşamba

Cadılar Bayramı


           
                    Korku unsurunun yer aldığı hiç bir şeyin yakınına dahi yaklaşmayan bir sürü arkadaşım var. Açıkçası onları anlayabilmem pek mümkün değil. Gerçi onlar da beni anlayamıyorlar. Çocukluğumda gece yarısına kadar oturup vampir filmleri izlemek için yanıp tutuştuğum günler hala hafızamdaki yerini koruyor. Korku filmlerini, korku romanlarını, ve kendimce uydurduğum korku maceralarını deli gibi seven bir çocukluk sonrası giderek azalsa dahi hala beni cezp etmiyor değiller. Bu sebepledir ki ülkemizde Cadılar Bayramı'nın kutlanmıyor oluşu benim için oldukça üzücü.  Düşünsenize eğlenceyi, birilerini korkutuyorsun, birileri seni korkutuyor. Farklı kostümlerle dolaşıyorsun (korkutucu olması artı puan) ve korku filmi partilerine katılıyorsun v.b... Neyse bu topraklara korku gecesi uğramasa dahi yarın 31 ekim Cadılar Bayramı işte size bir kaç korku filmi önerisi.

FİLM

Halloween



Scream



Jeepers Creepers




The Conjuring



The Shining



The Blair Witch Project



29 Ekim 2013 Salı

Sosyal Sorumluluk ve H&M


          H&M gibi bir firma kendi ülkemiz sınırları içerisinden çıkacak mı bilmiyorum; fakat H&M'e olan hayranlığım her geçen gün daha da artıyor. Geçtiğimiz günlerde, sosyal sorumluluk proje planlarını bir anket ile takipçileriyle paylaştı. Gelecek 3 yıl içerisinde bir oluşumu destekleyecekti ve bu desteği kendi takipçilerinin oylamasına sundu. Karar aşamasını birlikte oluşturdular. Dünya üzerinden pek çok kişinin katıldığı oylama kapandı. Ve H&M pek çok kuruluşun yapması gereken sosyal sorumluluk alanında kendisini bir kez daha kanıtlamış oldu. H&M'den alışveriş yapmaya devam edin çünkü bir parça t-shirt satın aldığınızda sadece t-shirt satın almış olmuyorsunuz.
Peki neydi H&M 'in desteklemek üzere anket oluşturduğu projeler.
1. Temiz Su.
2. Kadınları güçlendirme.
3.Doğal kaynakları Koruma.
4.Eğitim.
5.Bireysel güçlendirme ile yoksullukla mücadele.
ŞİMDİ H&M İÇİN OYLARIN SAYILMA ZAMANI, BİZİM İÇİNDE H&M'DEN ALIŞVERİŞ YAPMA ZAMANI.

Keşif Yemeği - The Perennial Plate

,

           The Prennial Plate isimli blog'dan pek çoğunuz haberdardır fakat ben yinede üzerine basa basa vurgulamak istiyorum. Daniel Klein ve Mirra Fine'nın birlikte oluşturmuş oldukları pek çok ülkeyi ve onların yemek kültürlerini keşfe dair yaptıkları kısa belgeseller ve yazılardan oluşuyor bu blog. Günümüzde her yeri saran acele yemek kültürünün aksine dünyanın pek çok yerinde var olan farklı deneyimleri keşfetmek ve yemek yemeyi bir keyfe dönüştüren pek çok şeyin farkına varmak için mükemmel bir deneyim fırsatı. Blog'u daha önce görmediyseniz mutlaka hemen incelemeye başlayın, belgeselleri izleyeme başladığınızda peşini bırakamayacaksınız. Ayrıca Türkiye'den tanıdık yüzlerle karşılaşmanız mümkün keyfini çıkarın. Önünüzde 130 bölüm var ilk bitiren çığlık atsın :)



26 Ekim 2013 Cumartesi

BAŞKA SİNEMA


               Bağımsız sinemayı çok severim, sevmeyenleri de en içten dileklerimle ötelerim. Lakin ne yazık ki benim genç olduğum zamanlarda yaz aylarında sıklıkla gösterim şansı bulan bağımsız filmler artık yerini gişe filmlerine bırakmış durumda. Eğer şanslıysak festivalde de beğenilirse gösterilen yapım, festival ertesi  bir kaç salonda gösterim şansını tanıyor para otoritecikleri. Ama bütün bunların yanı sıra bağımsız sinema adına oldukça güzel şeyler de olmuyor değil. Öncelikle özellikle İstanbul içerisinde şahane film festivalleri ve etkinlikleri düzenleniyor. İf İstanbul benim vazgeçilmezlerim arasında mesela. İKSV zaten almış başını gidiyor, biletix ile çalışmakta ısrar etmesi dışında izleme şansı bulduğumuz filmler göz yaşartacak cinsten oluyor. Uzatmadan söylemek gerekirse bağımsız filmlerin hastasıyım ve hastası olanlara yeni bir etkinliği gururla takdim etmek istiyorum. Başka sinema adı altında yıl boyunca bağımsız film gösterimi yapacak filmler seçilmiş durumda ve en şahane gerçek sinemalarda gösterim şansı bulacaklar. Böyle bir fırsatı kaçırmamak gerek, sinemanın size eğlendirmek dışında söyleyecekleri var kulak vermek isteyenlere. İstikamet;

Altunizade Capitol Spectrum,
Beyoğlu Beyoğlu,
Kadıköy Rexx
Büyülü Fener Kızılay

İLERİİİİİİ!!!!!




13 Ekim 2013 Pazar

WALKING STORİES



          Son zamanlarda markaların sıklıkla yapmaya başladıkları ünlü yönetmenler ve oyuncularla kısa filmler çekme modasına Salvatore Ferragamo'da katıldı. Daha önce Fiat 500 ve Prada'nın filmlerini izlemiş ve beğenmiştim, sanırım Ferragamo işi daha izlenebilir yöne doğru çekerek bir aşk hikayesi merkezinde konumlandırmış. Her hafta yeni bir bölümü internet sitesi üzerinden yayınlıyor. Özellikle moda sektörünün devamlı olarak sanatı beslemesi gerektiğini düşündüğüm için böyle çalışmalara-dikkatle- ilgi gösteriyorum. Her kıyafet ve ürün hayatın bir parçası olduğuna göre onların da birer hikayeleri olmalı ama değil mi? Şimdi arkanıza yaslanın ve yeni bir dizi izlemeye hazır olun. Bu arada söylemeden geçmeyelim, Ferragamo'nun kısa filmlerinin başrolüne Skins dizisinin Effy'si Kaya Scodelario yer alıyor.


12 Ekim 2013 Cumartesi

American Horror Story ve JESSICA LANGE


               Ünlü ve başarılı bir oyuncuyu tanımlamak için pek çok kelime kullanabilirsiniz. Hatta bu tarz tanımlamaların en güzel örneğini tv'de yapıyorlar "o bir..." ile başlayan cümlelerin sonuna pek çok sıfat eklenebiliyor.  Ama Jessica Lange'i tanımlamak için o kelimeler yeterli olur mu bilemiyorum. Oscar ödüllü oyuncu yaptığı her işte dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor açıkçası. Son 3 sezondur herkesi ekranlara kilitleyen, tüm izleyenleri heyecandan heyecana sürükleyen "American Horror Story" tv serisinin başarısının en büyük nedenlerinden biri olması gibi. 1949 doğumlu Lange cazibesinden hiç bir şey kaybetmemiş görünüyor. Geçtiğimiz günlerde 3. sezonu yayınlanan seriyi izlemediyseniz hala mutlaka başlamalısınız. Sanırım Türkiye sınırları içerisinde dizinin yayın hakları FX'e ait. Jessica Lange'i hala tanımıyorsanız sizin için muhteşem bir fırsat olacaktır. Yalnız uyarı sizi sigaraya başalatabilir.


5 Ekim 2013 Cumartesi

Gizemli Roman "Şairin Romanı"


                Uzun zaman önce okumaya başladığım ve yarım bıraktığım bir kitabı aslında ne kadar sevmiş ve beğenmiş olduğumdan bahsetmek istiyorum. Askerdeyken edindiğim, çekmecelerde saklı gizli okuduğum ve askerlik biterken yarım kalan haliyle bıraktığım o güzel kitaptan. Şairin Romanı'nı ilk çıktığını duyduğum andan itibaren almak istedim, Murathan Mungan edebiyatının verdiği keyfin yeniden tekerrür edeceği hissiyatı ile hayaller içerisinde ona sahip olacağım günü bekledim. Şairin Romanı, ziyaretime gelen arkadaşımla birlikte ulaştı elime. Başladım okumaya her gece yatmadan, ya da yazıcılık yaptığım o lanet yerin çekmecesinde gizlice, çaktırmadan okudum. Derken askerlik bitti ve ben geri dönemedim bir türlü, yeniden başlayamadım. Kitabı çok sevmiş şairin hikayesine bu kadar kaptırmışken kendimi üstelik. Sonra fark ettim ki benim gibi bir başka arkadaşım da kitabı çok sevmiş ama yarım bırakmış. Hatta onun başka bir arkadaşı da. Sanmayın ki bu yarım kalmışlık kitabın uzun ya da sıkıcı olmasından aksine tüm bunların zıttı bir eser ortadaki. Ardından farkına vardım ki kimse bu hikaye bir sona varsın istemiyor. Kitap kendisiyle birlikte, her okuyana kendi gizemini bırakıyor. Kimi sonuna kadar varıyor bu gizemi kimi de kendi gizemini yaratıyor gizemli kalmak istediği yerde ayrılıyor şairin yolculuğundan. Kim bilir belki hepimizin yolu şair ile bir gün yeniden kesişecek. Ya da her şairde olduğu gibi o şairin yolcuğunda da bir parçasının gizemli kalmasını seçeceğiz. Ama kitaplığımda yer aldığı için kendimi mutlu hissedeceğim bir varlık artık Şairin Romanı. Saygıyla...

Metis Yayınları kitap tanıtımı için linke tıklayın.

1 Ekim 2013 Salı

Louis Vuitton x Sofia Coppola Spring-Summer 2014

            

            Louis Vuitton yaptı yine yapacağını ve yaz koleksiyonu vitrinlerinde ünlü yönetmen Sofia Coppola ile çalıştı. İkilinin ilişkilerinin aile düzeyinde olduğu uzun zamandır biliniyordu zaten. LV'nin sanatçılara verdiği değer ve önemi göz önünde bulundurunca kaçınılmaz birliktelik gerçekleşmiş olması şaşırtıcı değil doğrusu. Sonuç bence muhteşem olmuş, benim gibi sinema eğitimi almış deli bir görsel düzenlemeci için bu birlikteliği heyecanla karşılıyor olmam şaşırtıcı olmasa gerek. Henüz duymayanlar ve haberdar olmayanlar için ilan etmek istedim. Sadece 10 mağaza vitrini tasarlanmış umarım Türkiye sınırlarında da uygulanır ve biz de görme fırsatı yakalamış oluruz. Louis Vuitton şaşırtmaya devam edecek gibi görünüyor, heyecanla bekliyorum efenim...

Fotoğraf Louis Vuitton Facebook sayfasından alınmıştır.