Q: Evet çocuklar bir zamanlar Şehir Tiyatroları sanat
merkeziydi. Her sene oyunlar hazırlanır,
özenle sahnelenirdi. 98 yıllık bir geçmişi vardı. Derken bir adam çıkageldi ve
tiyatro dediğin demokratik olmalı dedi. Hatta tiyatro halkın isteklerini
karşılamalı bile dedi. Sonra bir baktık sanat gitmiş, bir daha baktık oyunlar
gitmiş, bir daha baktık ki tiyatro gitmiş. Geriye sadece lale bahçeleri; lale bahçelerinde gezen huriler ve onları
kovalayan nuriler, ilahi boyuta ermiş dindar karakterler gelmiş. Anlayacağınız
çocuklar bu ülkede sanat yok edilerek, halk istiyor yalanına sığınılarak yeni
alışkanlıklar meydana getirilmiş. Bugün size sanat nedir diye anlatmak isterdim
fakat sanat tarihi kitapları kısa bir süre önce toplanıp yakıldı. Size neden
düşünmek yasak diye açıklama yapmak isterdim ama bu konu hakkında açıklama
yapmak dahi suç sayılıyor. Size çevrenizdeki odunlara bakmayın kendini
sanatınızı yaratın demek isterdim; fakat ben zamanında odunlara baka baka
odunlaştım. Şimdi sizden özür dilemek
istiyorum ama bunun bir telafisi olacağını sanmıyorum. Ülkenizi affedin çocuklar...
18 Nisan 2012 Çarşamba
14 Nisan 2012 Cumartesi
YETMEZ!
Deprem Vergisi Ödedik paralar yol yapımına gitmiş! Yine ödedik sms lerle!
Benzin dünya zirvesi yaptı, pompaya devam.
Doğalgaz, Elektrik zam manyağı oldu.
Protesto etmek, karşı çıkmak suç oldu.
Ülke açık hava hapishanesi oldu içeri girmeyene kız vermiyorlar artık!
SGK yeşil kartı kaldırıp işsizleri borç içine sokarak ceplerindeki son kuruşa kadar almaya meyletti, başarılı!
Hastanelerden, ispark'a kadar her yer satılmaya devam ediliyor.
Emek sinaması yok edildi. Akm ucube denerek yok sayıldı.
Gezi parkı ticaret amaçlı yok edilecek iken, yeşil hasreti olan büroklar Modern İstanbul'u yıkıp yeşil alan yapmaya karar verdi.
Kitaplar müstehcen bulundu, çevirmenler tutuklandı. Yılların Huysuz Virgin'i bile sansür süzgecinden geçirildi.
Sesini çıkaran gazeteciler ya tutuklandı, ya kovulmaları sağlandı.
Gazeteler okunmayacak hale gelerek, yalakalık peşine düştüler.
Heykeller yıkıldı. (Bkz. Afganistan)
Ülke Polis ülkesi oldu. Polise sığınmaktan korkar olduk.
Eğitim ne hale geldi dilim bile varmıyor.
Ahlaklı ve vicdan sahibi birey yetiştirmeyi dindar birey yetiştirmeye tercih eder olduk.
Bazı çetelerin elinde dolaşan sınav soruları çoktan unutuldu, çalınan kimin geleceğiydi pardon?
Okumuş olmak ne demek, içi çoktan boşaldı!
SAYARAK BİTİREMEYECEĞİM.
ŞİMDİ SIRA ŞEHİR TİYATROLARINA GELDİ, 98 YILDIR HALKIN TEK SANAT KAYNAĞINI YOK ETMEK İSTİYORLAR. ÇÜNKÜ KORKUYORLAR...
YETMAZ AMA EVET DİYEN HERKESE SONSUZ TEŞEKKÜRLER ONLAR DA YETMEZ AMA DEVAM EDİYORUZ DİYORLAR SAYEMİZDE.
Benzin dünya zirvesi yaptı, pompaya devam.
Doğalgaz, Elektrik zam manyağı oldu.
Protesto etmek, karşı çıkmak suç oldu.
Ülke açık hava hapishanesi oldu içeri girmeyene kız vermiyorlar artık!
SGK yeşil kartı kaldırıp işsizleri borç içine sokarak ceplerindeki son kuruşa kadar almaya meyletti, başarılı!
Hastanelerden, ispark'a kadar her yer satılmaya devam ediliyor.
Emek sinaması yok edildi. Akm ucube denerek yok sayıldı.
Gezi parkı ticaret amaçlı yok edilecek iken, yeşil hasreti olan büroklar Modern İstanbul'u yıkıp yeşil alan yapmaya karar verdi.
Kitaplar müstehcen bulundu, çevirmenler tutuklandı. Yılların Huysuz Virgin'i bile sansür süzgecinden geçirildi.
Sesini çıkaran gazeteciler ya tutuklandı, ya kovulmaları sağlandı.
Gazeteler okunmayacak hale gelerek, yalakalık peşine düştüler.
Heykeller yıkıldı. (Bkz. Afganistan)
Ülke Polis ülkesi oldu. Polise sığınmaktan korkar olduk.
Eğitim ne hale geldi dilim bile varmıyor.
Ahlaklı ve vicdan sahibi birey yetiştirmeyi dindar birey yetiştirmeye tercih eder olduk.
Bazı çetelerin elinde dolaşan sınav soruları çoktan unutuldu, çalınan kimin geleceğiydi pardon?
Okumuş olmak ne demek, içi çoktan boşaldı!
SAYARAK BİTİREMEYECEĞİM.
ŞİMDİ SIRA ŞEHİR TİYATROLARINA GELDİ, 98 YILDIR HALKIN TEK SANAT KAYNAĞINI YOK ETMEK İSTİYORLAR. ÇÜNKÜ KORKUYORLAR...
YETMAZ AMA EVET DİYEN HERKESE SONSUZ TEŞEKKÜRLER ONLAR DA YETMEZ AMA DEVAM EDİYORUZ DİYORLAR SAYEMİZDE.
13 Nisan 2012 Cuma
11 Nisan 2012 Çarşamba
Modern Sanatla İmtihan
GÜN-DIŞ
Q , çimlerin üzerinde uzanmaktadır.( Kamera güneşlenmekte
olan Q'nun etrafında döner). Aniden
gölgelerin güneşi kapatmasıyla (kamera tepeden gölgelerin Q'nun suratına
düşüşünü izler),Q (kameraya karşı )gözlerini
açar ve İstanbul Modern'in tavanından sarkan kitaplarla burun buruna gelir. Korkmuştur,
geri geri kaçtıkça kitaplar bir yağmur bulutu gibi (kamerayla
birlikte) onu takip eder. Yüzünü çimene
dönmesiyle (kamera yerde yüz üstü yatan Q'yu çeker.), çimlerin içerisinde yok
olması bir olur.
(Ekranda yazı belirir.)
Yüzümü çimlere gömmeyeceğim!
23 Mart 2012 Cuma
American Horror Story
Q : Çocukken gece yarısına kadar bekleyip, korku filmleri
izlerdim. Hep sevmişimdir böyle filmleri nedendir bilmem. American Horror Story ile karşılaştığımda
amacım sadece göz atmaktı, ardından o korkunç tipli ikizleri görüp izlemeye
karar verdim. Bırakayım bu sıkıcı mevzuları sadede geleyim değil mi? Eğer korku
filmleri ile büyüdüyseniz, kocaman bir evin bodrumu sizi ekrandan bile
ürküttüyse, acaba bizim evimizde de hayaletler var mı dediyseniz, Doğacak bir
bebeğin dünyanın sonunu getirceği korkusuyla yeni doğmuş bebeklere hep şüpheyle
yaklaştıysanız, Kavanoz içine sıkıştırılan ceninleri uzaylı bir yaratığa
dönüşecek sandıysanız. Kısacası
çocukluğunuz seksen ve doksanlarda geçmiş ve siz bir korku filmi
fanatiğiyseniz. İşte aradığınız şey tam da burada. American Horror Story'i
izlerken korkularınız ya da gerilimleriniz çocukluğunuzdaki kadar canlı olmuyor
belki ama geçmişteki zevkle izlediğiniz o güzelim filmlere bir saygı duruşunda
bulunuyor. Asla dalga geçmeyen, işini gayet ciddi ve o dönemlerin atmosferi
içerisinde başaran dizi benim bu seneki favorilerimden. Zaten kim o hizmetçiye
karşı koyabilir ki.
L : Deli misin lan? Ne kendi kendine konuşup duruyorsun.
Q : Yoo ben konuşmuyordum ki.
L : Deminden beri bir şeyler anlatıp duruyorsun ya.
Q : Sen iyi misin? Ben daha şimdi girdim kapıdan.
L : Sen iyice delirmeye başladın.
Q : Gerçekten şimdi girdim, kapıyı annen açtı istersen ona
sor. Dinlenmek ister misin? Bugünlerde çok yordun kendini, bir uyku hapı alıp
uyu biraz istersen.
L : Sanırım, dinlensem iyi olacak.
Q : Unutma, bu gece Cadılar bayramı tüm ruhlar etrafta
özgürce geziniyor olacak. Akşam gelip seni alırım.
L : İyide biz cadılar bayramı kutlamayız ki.
(Q'nun gözleri parıldar ve L'nin arkasından sinsice
gülümser.)
21 Mart 2012 Çarşamba
Napoli'de Aşk. (Pizzeria Gino Sorbillo)
Q: Lonely Planet öneriyor bak buraya gidelim Via dei
Tribunali 32 diyor adres için.
L :Tamam gidelim Napoli'ye gelinir de pizza yemeden dönülür
mü?
Q : Ha bak şurası galiba.
L : Yok oranın adı Sorbillo.
Q : Tamam işte bizimki de Sorbillo değil mi?
L : Hayır Gino sorbillo, hem bak numarası 28 bizim
aradığımız 32.
Q : Vayy, farketmesek gireceğiz baksana. Bunlar da Ankaralı
işi yapmış, orada da her yer Aspava dolu.
L : Hadi girelim.
Q : Oha sıra numarası verdiler. Çıkın dışarda bekleyin
çağıracağız dediler ama biz sadece pizza yiyecektik.
L : Burası sadece pizza satıyor zaten, bekleyeceğiz başka
çare yok. Yemeden dönmem hayatta.
Q : Neyse bak bizim numarayı çağırıyorlar hadi girelim.
L : Margarita tabiki.
Q: Kendimden geçiyorum şu anda.
L : Bugüne kadar yediğim istisnasız en iyi pizza.
Q : Bu adamlar aşmış, ne var bunu içinde böyle.
L : Bundan böyle Napoli benim için Gino'dan ibaret.
Q : Aşçıyı mı kaçırsak acaba.
L : Bence burada işe girelim.
Q : Yumurta bile kıramıyorsun, pizzacıda ne işin olacak
senin be.
L : Şimdi biz bu devasa pizza için 3.5 € mu ödeyeceğiz.
Q: Öldük ve cennete düştük.
L : Bir daha Napoli, bir daha, bir daha...
Q: Une notte a Napoli lalalalalala
L : Pizza ile kafayı bulan ilk insanlarız biz.
19 Mart 2012 Pazartesi
Tehlikeli İlişkiler
Q : Ben bu oyunu yıllar önce daha küçük bir genç adayı iken
film olarak izlemiştim.
L : Evet bende hatırlar gibiyim ama o günümüzde geçiyordu ve
gençlik filmiydi değil mi?
Q : Evet, evet o. Hatırlıyor musun? Müzikleri de çok iyiydi.
L : Ben bu oyunu daha fazla beğendim.
Q :Canım tiyatro ile sinemayı karşılaştıracak değiliz ya.
L : Başrol kadın oyuncu harikalar yarattı, tanıyor muydun
önceden?
Q : Hayır ilk kez gördüm; fakat keşke tanısaymışım.
L : Eski dönemlerde de gayet iyi oyunlarda rol almış
aslında. Mesela Kafkas Tebeşir Dairesi ya da Sersem Kocanın Kurnaz Karısı
gibi...
Q : Yakın takibe almak lazım, televizyoncularda kör galiba
böyle bir kadını nasıl gözden kaçırmışlarsa artık.
L : Asıl yönetmenlik harikaydı, sahne kullanımından tut
dekora kadar. Dahice tasarlanmış bir yapım izledik. Vallahi bravo, tiyatro diye
saçma sapan komedilerin yutturulduğu şu dönemde iyi ki var dedirttiler bana,
Şehit tiyatroları için.
Q : Finaldeki düello sahnesinde bütün ışıklar gözüme vurdu;
bakamadım bile. Sence o hata mı yoksa planlanmış bir şey miydi?
L : Bende anlamadım açıkçası.
Q : Erkek oyuncu çok iyi oynuyordu fakat daha cazibeli bir
adam gerekliymiş bu oyun için.
L : Valla beni inandırdı.
Q : Kadın oyuncunun adı Şebnem Köstem miş. Acaba ne
yiyiyordu oyunda, merak ettim bak .
L : Şanslı kadın izleyici ne ise kaptı ama bir güzel.
Q : Keşke sorsaydık.
L : Bak hiç kostüm güzeldi demiyorsun.
Q : Bu oyun için unuttuğum şeyler çok gidip görmeden
anlaşılmaz. Gördükten sonra da övmekle
bitmez.
12 Mart 2012 Pazartesi
YANIK
Q: Bu oyunun filmi de varmış biliyor musun?
L : Hadi ya o zaman izleyelim.
Q: Devlet tiyatroları artık gözümde değerini kaybetmişti ki,
birden vay be dedim beni haksız çıkarmışlar.
L : Ben oyunculukları pek beğenmedim açıkçası ama buna
rağmen oldukça inandırıcıydı.
Q: Hiç sıkılmadım, duygulandım hatta şaşırdım ağzım
açıkkaldı.
L: Kesinlikle çok başarılı bir senaryo.
Q: Bence senaryo ile bitmemiş. Dekor, müzik hatta sen aksini
düşünsen dahi oyunculuklar da oldukça başarılıydı bana göre. Özellikle Emel Göksu döktürmüştü.
L: Evet bak o gerçekten başarılıydı.
Q: Ve şundan utandım ki yakın bir geçmişte
yaşanan Lübnan iç savaşı hakkında hiç bir halt bilmiyorum.
L : Bu gerçek bir hikaye diyordu oyundaki
bazı kişiler acaba doğru mu?
Q: Umarım değildir ve bu hikaye kimsenin
başından geçmemiştir.
L : Bir daha gidelim.
Q : Bence filmini bulup birde oradan görelim
hem de en kısa zamanda.
8 Mart 2012 Perşembe
Skins
Q : 7. sezon
son sezonu olacakmış skins'in.
L :
Bilmiyorum dizi mi?
Q : Duymadın
mı, ingilizlerin gençleri anlattığı bir dizi.
L : İlk kez
senden duyuyorum.
Q :
Eğlenceliydi, en azından sürekli kafası güzel olan gençleri görmek farklı bir
deneyimdi
L :
Ayrıca aile kavramı çok ilginçmiş İngiltere semalarında.
Q : Parayı
basıp kenara çekiliyorlar herhalde, ya da her durumda sevgili peşindeler.
L :
Sapıtmışlar işte sende oturup izliyor musun yani.
Q : Aman ya,
az yaşının adamı ol ya.
L : Neyse
izlemediğim için çok şey kaybettim denemez o halde.
Q : Evet ama kaliteli bir işi gözardı etmiş oldun, gençlerin dünyalarını
güllük gülistanlık gösterenlere inat çekilmiş bir diziye burun kıvırdın.
Ciddiye almalıydın!!
6 Mart 2012 Salı
22 Şubat 2012 Çarşamba
Evcilik
Q: İnsanları sapık diye yaftlamaya bayılırız, halbuki geçmişimizden gelen sapıkça geleneklerimiz var bizim. Daha çocukluğun ne olduğunu bilmediği halde evlendirlern kız çocukları ve onları alan çocuk yaşta erkekler veya babaları yaşındaki erkekler. Aslında her gün televizyonda izlediğimiz ve bazen insanları sömürüyorlar diye isyan ettiğimiz, küçük kurbanlar. Asla duygu sömürüsüne girişmeyen ve derdimiz var arkadaş bakma öyle diyecek kadar naif bir film. İf kapsamında gösterilen filmi umarım izlemesi gerekneler izler ve aslında ne olduklarını görürler. Umarım büyük bir Televizyon kanalı parasına kıyıp bu filmi alır ve Ana zaman dilimi içerisinde gösterir. Bu film ne sizden gişe, ne de şöhret bekliyor. Tek söylediği Derdimiz Var Arkadaş!
21 Şubat 2012 Salı
Aklı Havada

Q: Üstadım bu sahne, ışık, dekor olayı ne kadar da büyüleyici.
Z: İşini aşkla yapınca bir başka oluyor ama değil mi?
Q: Ama kız kulesi ile Galata kulesi birbirlerine dokunamasaydı daha güzel olmaz mıydı?
Z: Bence o Gazeteci çocuk olmasaydı daha güzel olurdu.
Q: Peki ya o kuklalar ne kadar güzel bir anlatımdı değil mi.
Z: Oyunu beğendik üstadım. Tez vakitte bir daha gidile.
Q: Devlet'e kapak olması ümidiyle, tüm emeği geçenleri saygıyla alkışlarım.
Şehir Tiyatroları Basın Açıklaması
Q: Hasibe Eren Twitter'da yazmasaydı böyle bir olaydan haberdar bile olmayacaktım.
S: İşte bu yüzden seviyorum özel tiyatrolarda gençlerin yaptığı işleri.
Q: Ama elimizde avucumuzda, cebimizdeki parayla gidebildiğimiz bir kaç tiyatrodan birisi orası.
S: Sansür televizyona sıçradığından beri orada film izliyor musun?
Q: Hayır, aslında.
S: O zaman bu eyleme ya tam destek vereceksin ya da cebindeki parayla ayda 4 oyun izlemek yerine 1 oyun izleyeceksin.
Q: Belalarını nerden bulsalar acaba.
S:Benim ellerimden bulsalar ne güzel olur.
17 Şubat 2012 Cuma
Bir Bolonya (Bologna) mucizesi
Q: Bir kahve düşün ki tadı hala damağında, bir krosan düşün ki kreması ağzının içine doğru akıyor. Ahhhh ahhh aradan uzun zaman geçti ama orası hala bir rüya gibi benim için.
S: Hadi ya ağzım sulandı lan.
Q: Ya ben, ya ben zevkü sefa alemlerine gittim gittim döndüm resmen.
S: Harbi lan o kadar mı iyiydi.
Q: Hani için yanar bi yudum su ararsın, sonra (niye bende bilmiyorum) bir yudum kola içince kendinden geçersin ya, o duyguyu onla çarp sen.
S: O ne lan.
Q: Yaşıyor musun sen be vicdansız.
Sosyal Paylaşım Sitesi :
İtalya-Bologna da bulunacak arkadaşlar "Gamberini" ye gitmeden dönerseniz, dönüşte intihar etmenizi saygıyla karşılıyor olacağım.
Adres:
Café pasticceria Gamberini
Bologna, via Ugo Bassi 12
Tel 051 2960467info@gamberini.eu
di Progetto bar srl
via Roma 20, 40050 Loiano (Bo)
P.IVA 02442571200
Bologna, via Ugo Bassi 12
Tel 051 2960467info@gamberini.eu
di Progetto bar srl
via Roma 20, 40050 Loiano (Bo)
P.IVA 02442571200
İnternet Sitesi : http://gamberini.eu/
6 Şubat 2012 Pazartesi
"Tinerci olmak mi istiyorsun?"
Q: Ne!
M: Zıkkım, zakkum.
Q: O ne ya.
M: Bana ne demeye utanmıyor musun sen.
Q: Utanma mı, o da ne ki.
M: Alfredo costas sangira consolo garcia, bu evin kuralları
var.
Q: Hatlar karıştı yahu. Ben Q çok kısa kısaltmana bile gerek
yok. Bütün bu bulanıklığın sorumlusu o Thalia denecek kadın. Sizin dönemi çok
kötü yönlendirdi çok.
M: Sus bana karşı gelme evlenmenin zamanı geldi sen hala
sokakta top koşturma peşindesin.
Q: İyide ben içinde top olan hiçbir oyunu sevmem ki. Beni
başka biriyle karıştırıyorsun sanırım sen. Sakın Alfredo costas sangira consolo
garcia senin uşaktan yaptığın gizli çocuğun olmasın.
M: Terbiyesiz, utanmıyor musun benimle böyle konuşmaya hala.
Sokaklarda büyüdün ne olacaktı ki başka. Dövmedik seni tüm bunlar ondan oluyor.
Q: Yoksa benim gerçek adım Alfredo costas sangira consolo
garcia mı?
M: Zevzekliği bırak kendine gel.
Q: Sahi bizim mevzumuz neydi.
M:Sana bir soru sordum sende öküz gibi "Ne" diye
cevap verdin.
Q: Soru neydi.
M: Tinerci olmak mi istiyorsun? büyüklerine isyankar bir insan
mi olmak istiyorsun? milli, manevi değerlerinden kopuk, hiçbir istikameti,
meselesi olmayan bir insan mi olmak istiyorsun? Biz, seninle burada anlaşamayız
ama 'çağdaş bir insan' derken, dindar bir insan çağdaş olamıyor mu? Hem çağdaş
hem dindar olunamıyor mu?
Q: Düşüneyim 1 saniye.
M: Düşün.
Q: Bu soru senin sorun değil.
M: Konuyu değiştirme.
Q: Cevap veriyorum sanane canım benim sen oldun mu ki olmamışlarla
uğraşıyorsun.
M: Ahlaksız, utanmaz, saygısız....
"Kurtlu Dinleyenler"
Q: İnsanların din adı altında sergiledikleri vahşet midemi
bulandırıyor.
BS: Sebepsiz vahşeti kimse kabul edemez, normal bir tepki
sayılır seninki.
Q:Vahşetin sebebi ne olabilir, böyle bir sebep yeryüzünde
var mı?
BS: Dinlerde kısasa kısas var.
Q: Dinlerin birleştirici olması gerekmiyor mu, bu mantık
seni şiddete yönlendiriyor. Ama ile başlayan cümlelerin altını dolduracak
kelimeler her zaman bulunur. Ne yani hani öteki yanağı uzatıyorduk, hani bu
erdemdi.
BS: Her konuda olduğu gibi onda da bir sınır mevcut demek
ki.
Q: Birleştirici ve bağışlayıcı olması gereken din insanların
patlamayan sakızı gibi nereye çekersen öyle gidiyor anlaşılan. Cinayet için
destekçi arıyorsan çok uzağa bakmana gerek kalmıyor böylece.
BS: Onlar dini saptıran kişiler, dinler barışın en önemli
destekçisidir.
Q: Kısasa kısas diyen bir din mi?
BS: Ama her durumda
geçerli olan bir durum değil bu tabi ki.
Q: Mezhebi, cinsiyeti, ırkı, inançları, cinsel yaşamları
hatta dünya görüşleri farklı olduğu için öldürülen, topluca katledilenler adına
söylüyorum ki dostum; sen, ben ve yaşadığımız gezegen hepimiz katiliz.
BS: Gerçekçi ol.
Q: Haklısın koca gezegen cehenneme nasıl sığacak değil mi?
BS: Dalga geç diye söylemedim.
Q: Hayır geçmiyorum. Cennet farklı dinlerden insanları
alamayacak kadar küçük olduğuna göre cehennemde koca gezegen için küçük
gelebilir diye düşündüm.
BS: İnsanlar eğer gerçekten dine sığınsalardı her şey çok
daha farklı olabilirdi.
Q: Peki ya din olmasaydı.
BS: Din adı altına sığınıp kötülük yapanları allah görüyor, din olmasa daha kötü olurdu.
Q: Daha kötüsümü var başından vurulan çocuklardan daha kötü ne olabilir.
Q, o gece bilgisayarının başında katledilen insanların azimle
savaştıklarını görünce dinlediği şarkıyı son ses ve tekrarıyla sabahlamaya karar
verdi.
Q, yazdı.
Kurt küçük olsa da içten içe çürütür.
4 Şubat 2012 Cumartesi
ZENNE DANCER
Peri masallarına hiç inanmam, kim inanır ki.
Çingene çarşısından farksız mekanları, ne anlatacağını
şaşırmış hali, oyuncuların hepsi yurt dışından mı gelmiş bunların bu nasıl Türkçe
böyle dedirten aksanları, hatta Ahmet Yıldız'ı pek tanımadıkları hissi veren
yönetmen arkadaşlar. Evet film iyi bir film sayılmaz ama zaten öyle bir iddiası
olduğunu da sanmıyorum. Ahmet Yıldız'ın babası tarafından töreye kurban gidişi,
militarist olgunun yarattığı psikolojik ve fiziksel baskı, ötekileştirme. Bu
film aktivist bir filmdir, söylemi sert ve keskindir. Bu sebepledir ki, görmek
istemediğiniz şeyleri gözünüze soktuğu için iyi bir film kategorisine
yükselmiştir. Slogan filmleri bunu yapar. Sevilir ya da sevilmez hiç önemli
değil önemli olan; Ahmet Yıldız kurban edildi peki kaç kişi bundan haberdardı?
Ben değildim!
M : Askeriye artık böyle şeyler yapmıyormuş.
Q : Nah yapmıyor. Ben askerlik yaparken zorla askere alınıp,
askerden kaçınca nezarete atılan çoğun hikayesi halüsinasyondu değil mi?
M : Sence Ahmet Yıldız'ın babası yakalanacak mı?
Q : Kaçtığı sürece yaptıklarını geride bırakamayacağı kesin.
Biz katilleri seven bir milletiz onu da affederiz.
M: Fazla agresifsin.
Q: Melek olmadığı mı biliyorum tabi bu melek rolü yapanlara
tahammül etmem gerektiği anlamına gelmiyor.
9 Ocak 2012 Pazartesi
MILDRED PIERCE
Q : Kime orospu dendiğini öğrendim.
B-Q : Kimseye söylememen gerektiğini ne zaman öğreneceksin.
Q : Aynı bünyede yaşadığımıza emin misin?
B-Q : Benimde şüphelerim yok değil hani.
Q : İyi melek rolu üstlenmişsin kendine fakat bir Vera'lık canın var be güzelim.
B-Q : O kız tam bir şeytan.
Q : Çok kibarsınız.
B-Q : Fazla kabasınız sizde.
Q : Bir sigara alabilir miyim?
http://www.imdb.com/title/tt1492030/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















